POZİTİVİZM-AUGUSTE COMTE(1798-1857)

  • Fransız yazar olan A.Comte, sosyoloji ismini öne süren ilk sosyologtur. Comte ilk olarak ‘’toplumsal fizik’’ terimini kullanmıştı, ancak o dönemdeki kimi entelektüel rakipleride aynı terimi kullanıyordu. Comte kendi görüşlerini onların düşüncelerinden ayırt etmek için kurmayı istediği alanı belirtmek amacıyla ‘sosyoloji’ terimini ortaya attı. Comte’un düşüncesi, döneminin olaylarını yansıtmaktadır. Fransız Devrimi, toplumda önemli değişmeler yaratmıştı. Sanayinin gelişmesi, Fransız halkının geleneksel yaşamını değiştiriyordu. Comte, tıpkı doğa biliminin fiziksel dünyanın işleyişini açıklamasına benzer biçimde toplumsal dünyanın yasalarını açıklayabileck bir toplum bilimi yaratmaya çalışıyordu .Comte, toplumun, fiziksel dünyada olduğu gibi değişmez yasalara boyun eğdiğini ileri sürüyordu.

 

  • Pozitivizm fikri 19.yy düşünürlerinden Comte götürülebilir. Comte Güney Fransa’da aristokrat ve muhafazakar bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Paris’teki ilerici politeknik okulunda okudu. 1848’de ‘Pozitivist Toplum’ adı derneği kurdu ve geri kalan ömrünü taşadığı dönemin kaosuna çözüm bulmak için pozitivizmi genişletmeye ve geliştirmeye adadı.

Comte’un Pozitivist Felsefesi:

Aklın, deneyin, gözlemin dışında elde edilen hiçbir bilginin geçerliği yoktur. Bu düşünceden dolayı Comte din ile ters düşmektedir. Çünkü Comte deney ve gözlemi savunur. Comte, Tanrı’yı kabul eder fakat Tanrı’nın yaratıp bıraktığını, insanların kanunların işlevini kendi akıllarıyla bulacağını savunur. Comte her ne kadar böyle düşünse de sevdiği kadın ölünce sığınacak yer arıyor ve dine sığınıyor ve Comte ‘Pozitivist Din’ adında bir din kuruyor ve ‘Pozitivist Dinin İlmihali’ adında bir kitap yazar.

Comte’a göre toplumun tıpki doğa kanunlarındaki gibi kanunları bulunmalıdır. Sosyolojinin görevide bu toplumsal kanunları bulmaktır.

Comte’un sosyoloji için benimsediği bakış açısı, pozitif bir bilimin bakış açısıydı. Comte; sosyolojinin toplumun incelenmesinde,fizik yada kimyanın fiziksel dünyanın incelenmesinde kullandığı aynı kesin bilimsel yöntemleri kullanması gerektiğine inanıyordu.

Pozitivizm:

Tek geçerli veya doğru bilgi biçiminin empirik bilimin ortaya çıkardığı bilgiler olduğunu savunan felsefi bir görüş olarak tanımlanabilir. Pozitivizm,bilimin yalnızca doğrudan deney yoluyla bilinebilen gözlenebilir büyüklüklerle ilgilenmesi gerektiğini ileri sürer. Bu görüşe göre; bilginler olaylar arasındaki nedensel ilişkiyi anlama yoluyla gelecekteki olayların nasıl ortaya çıkacağını öngörebilirler.Sosyolojiye yönelik pozitivist bir yaklaşım, toplum hakkındaki bilginin gözlem, karşılaştırma ve deney yoluyla türetilecek kanıtlara dayanması gerektiğine inanır.

Pozitivistler: empirik bilim ve bilimsel metodoloji sayesinde doğa yasalarının keşfini ve fizik, kimya ve biyolojide doğa güçlerinin etkilerinin ortaya konulmasını örnek alırlar ve toplumun nasıl geliştiğini açıklamak ve sosyal değişmenin temel nedenleri ve sonuçlarını ortaya koymak için aynı metodolojiyi sosyal bilimlere uygularlar.

Pozitivist bir perspektifte öznel duygular, yorumlar ve hislere yer yoktur bunun nedeni onların gözlemlenip ölçülememesi değil, nesnel bir analizi çarpıtabilmeleri ihtimalidir. Pozitivizm bir toplum bilimi, insanın, toplumun ve geleceğin doğasını keşfetmenin aracı olma peşindedir.

Comte temel çalışmaları Pozitif Felsefe Dersleri ve Pozitif Siyaset Sistemi’nde kendi 3 HAL YASASI’nı , yani toplumun ve insan düşüncesinin tarihsel evrimiyle ilgili analizin geliştirdi.

Comte entelektüel gelişme ve düşünmede 3 temel evre tespit eder. Comte’un üç aşama yasası, insanın dünyayı anlamaya yönelik çabasının teolojik, metafizik ve pozitif aşamalardan geçtiğini ileri sürmektedir.

1.Teolojik Evre:

Bu evrede bütün doğal fenomenler ve toplumsal olaylar doğaüstü güçlere ve ilahlara göre açıklanır ve Hristiyanlıktaki kadiri mutlak Allah anlayışı doruğa çıkar. Teolojik aşamada, düşünceler dinsel anlayışlar ile toplumun Tanrı’nın iradesinin bir dile gelişi olduğu inancı tarafından yönlendirilmektedir. Bu aşamayı bütün insanlar yaşar. Bu evrede herşey Tanrı’ya dayandırılır. Bütün açıklamalar somuttur ve Tanrı merkezlidir. Savaşın olması, çocuğun olması gibi tüm olaylar tanrı’ya dayandırılır. Teolojik evrede kendi içinde 3 kısma ayrılır.

  • Fetişizm: Bu süreç herşeye kutsallık, Tanrılık atfetmekteydi. Örneğin; Hindistan’da çok net bir şekilde Fetişizm vardır. Çok sayıda kutsalları, Tanrıları, inançları vardır.
  • Politeizm: Bu süreçte çok fazla sayıda olan Tanrılar, kutsallar elenir ve azalır. Daha büyük tanrılar kalır.
  • Monoteizm: Yahudilik, Hristiyanlık, İslamiyet gibi dinler monoteizm dinlerdir. Tek Tanrılı dindir.

Comte’a göre Müslümanlar teolojik evrenin monoteizm aşamasındadır. Fakat Müslümanlar metafizik aşamayı atlayıp direk pozitivist evreye geçebilirler.

2.Metafizik Evre:

Soyut ve hatta doğaüstü güçler halen açıklamaların temel kaynağını oluşturur, ancak onlar, geçmişin kaprisli tanrılarından daha istikrarlı ve sistematiklerdir. Bu evrede, doğadaki olayları açıklamak için Tanrı’nın yerini, tabiat kuvveti gibi niteliği belli olmayan kuvvetler alır. Olaylar arasındaki nedenleri insan aklı ile açıklamaya başlar. Olayların hepsi Tanrı merkezli değildir onlara kısmi açıklamalar getirilir. Örneğin; Önceki evrede insanlar tarlayı ekerler sonucunu ya Allah’ın nimeti yada cezası olarak algılanır. Bu evrede ise insanlar önce tedbirini alır suyunu, tohumunu yeteri kadar verir sonucunuda ona göre bekler.

3.Pozitif Evre:

Düşünceler  ve açıklamalar  spekülasyonlara değil, bilime , soyut felsefeye değil empirik deneylere dayandırılır. Ancak böyle olunca dünya gizemlerinden arınacak ve gerçeklik doğru olarak ortaya çıkacaktır. Bu evrede akıl başa  gelecek herşeyi açıklar. Tanrı bilgisine ihtiyaç yoktur. Olayların izahının akıl ile yapılacağı savunulur. Comte göre her toplum bu aşamayı yaşayacaktır. İnsanlığın ulaştığı en son aşama olan bu dönemde,  bilim ve pozitif düşünce hakimdir.

Comte’a göre, her tür insan bilgisi bu evrelerden geçerek gelişir, ancak bu  eş zamanlı olmaz. En altta, temel bilimler, pozitivist araştırma ruhunu ilk olarak benimseyen bilimler yer alır. Ardından daha üst düzeyde, daha kompleks disiplinler gelişir zira onlar kendi gelişimleri için alt düzey temel bilimlerdeki çalışmalara bağımlıdırlar. Comte’un tezine göre, insan toplumları benzer evrim basamaklarından geçer ve her evre belirli bir düşünce biçimiyle ilişki içindedir.

Comte’un sosyolojisi giderek toplumsal düzen ve değişmenin ilkelerinin araştırılması haline gelir ve bilim ,reform ve devrim karşıtı geleneksel muhafazakar muhalefet ile bilim ve sanayiye dayalı yeni altın çağa köktenci inanç arasındaki temel gerilimi yansıtmaya çalışmıştır.

Comte giderek temel ortak ahlaki değerleri gerektiren muhafazakar toplumsal düzen anlayışına yakınlık duymaya başlar. Comte; Geleneksel din zayıflayıp devrimci felsefeler ortaya çıksa bile, Avrupa’nın sosyal olduğu kadar ahlaki bir kriz içinde de olduğu da kabul eder ve pozitivizmi yeni bir insanlık dininin temelini oluşturan bir araç olarak sunmaya çalışır.

Comte’un değerlere karşı bu ilgisi, onun sosyal teori ve araştırma anlayışının da temelini oluşturur. Comte saf empirizmi, sadece toplumsal olgular toplama ve ölçme anlayışını reddeder. Bu yönüyle sonraki pek çok pozitivistten farklı olarak, olgular ve teori arasında karşılıklı ilişkiler bulunduğunu ileri sürer. Comte aynı zamanda sosyal araştırmanın sadece deneylerle ve doğa bilimlerinin yöntemlerini taklit ederek yapılamayacağını kabul eder. Kendi yeni toplum biliminin temelleri olarak; gözlem, analiz ve özellikle karşılaştırma gibi bilimsel ilkeleri kabul eder.

Comte’un sosyal gelişmenin temel kanunlarını arama çabasının asıl hedefi; toplumsal koşulları iyileştirecek bilgi ve düşüncelere sahip siyaset yapıcılar yaratmaktır. Comte göre, pozitivist sosyoloji insanların kendi politik ve sosyal yazgılarının efendileri olmalarını sağlar. Comte bu yüzden ,aslında değişime karşı çıkmaz, daha ziyade onu pozitivist aşamanın bir sonucu olarak görür ve onaylar.

A.Comte bütün toplumlarda sosyolojiyi 2’ye ayırır:

1-Sosyal Statik: Aile, din, devlet gibi tüm toplum türlerinde olan şeylerdir. Tüm toplumlarda  bunlar az veya çok vardır.

2-Sosyal Dinamik: Sosyal dinamik ise değişkendir. Tarih boyunca insanın daha ileriye gittiğini gösterir.

KAVRAMSAL GELİŞİM

  • Comte’un pozitivizm anlayışı felsefe ve sosyoloji üzerinde büyük bir etki yarattı. Bu anlayış, 1920’lerdeki Mantıkçı Pozitivist Viyana Okulu’na öncülük eden Fransız pozitivist felsefe geleneğinin temellerini oluş­turdu. Comte’un parolası, ‘Düzen ve İlerleme’ Brezilya milli bayrağında göklerde dalgalandı.

 

  • Comte’un pozitivist anlayışı felsefe ve sosyoloji üzerinde büyük bir etki yarattı. Bu düşünce Avrupa, Latin Amerika ve ABD’de büyük bir ilgiyle karşılandı. Comte’un bu düşüncesi günümüzde hala etkili olmayı sürdüren pozitif ekonomi fikrine kaynak teşkil etti.

 

  • Comte’un kurucusu olduğu pozitivist gelenek İngiliz, Amerika ve Avrupa sosyolojisinde büyük ölçüde egemen bir konumdadır. Durkheim’ın ve Amerikan yapısal-işlevselciler tarafından ilan edilen işlevselciliğin temelinde Comte’un organik analoji kullanımı ,toplumsal konsensüs ve sosyal statik gibi kavramları yatar.
  • Comte bir ‘sosyokrasi’, sosyologlar tarafından yönetilen bir toplum ve sosyolatri – insanlık dinine saygılı bir dizi yortu- tasarladı. Ancak o, bu tür aşırılıklar sonucunda pek çok destekçisini kaybetti, hatta Durkheim bile bir pozitivist olarak onu reddetti.
  • Pozitivizm kavramı, nicelleştirmeye dar bir yoğunlaşmayı, toplumsal olgulara takıntılı inancı meş­rulaştırmak için kullanılmıştır. . İnsan eylemi ve bireyin sosyal olayları etkileme ve değiştirme yeteneği pozitivist açıklamalarda çoğu kez göz ardı edilmiş veya dikkate alınmamış ve bu yüzden sosyal bilim çoğu kez oldukça determinist, insana-uzak, hatta toplumu kontrol ettiği insanların ötesinde bağımsız bir kendilik olarak sunan bir yaklaşım olarak görünmüştür. Bu perspektiften bakıldığında, insanlar kontrol edemedikleri bir toplumsal düzenle ve bir toplumsal gelecekle uyum içinde dans eden kuklalardan fazla bir şey olarak görünmez.
  • 1960’ların sonlarında pozitivizmin Batı sosyolojisindeki egemenliğine karşı saldırılar arttı. Marksistler onu muhafazakar eğilimi nedeniyle ve kapitalist toplumun temelinde atan sınıfsal çelişkileri kabul etmediği için eleştirdiler.
  • Fenomonologlar, Comte’un yaklaşımının asıl temellerine, sosyal gerçekliğin bireyler üstünde ve ötesinde olduğu inancına ve sosyal yapıyı, toplumsal değişme ve insan davranışlarını düzenleyen temel kanunların bilimsel yöntem ve nesnel analizle ortaya çıkartılabileceği inancına karşı çıktılar ve sosyal gerçekliğin doğal gerçeklikten tamamen farklı olduğunu ve bu gerçekliğin insanların gündelik hayatta yorumlarımdan ve olaylar ve nesnelere yükledikleri anlamlardan öte bir şey olmadığını ileri sürdüler.

‘Pozitivizm’ sosyolojinin kurulmasını sağlamış ve onun gelişimi ve tartışmalarına, dinamizmi ve süregiden geleceğine oldukça önemli katkılarda bulunmuştur. Hiçbir başarı tam kabul görmemiştir. Pozitivizm çoğu kez sosyolojinin ‘Büyük Birader’i olarak görünmüştür.

Hazırlayan: Sema Çınar

YORUM GÖNDER.