Din Sosyolojisi
ANASAYFA › Sosyolojik Düşünce ve Din

Sosyolojik Düşünce ve Din

Bilim Tarihinde Bir Dönemeç: İbn Haldun’da Sosyal Bilim Düşüncesinin Doğuşu

Bilim Tarihinde Bir Dönemeç: İbn Haldun’da Sosyal Bilim Düşüncesinin Doğuşu

Dr. Behçet Batur Bilim tarihi bir anlamda insanoğlunun fiziksel ve toplumsal dünyayı anlama, açıklama ve dönüştürme tarihidir. İnsanlık uzun bir tarihi geçmişe sahip olmasına rağmen pozitif düşüncenin ve bilimlerin ortaya çıkışı ve gelişmesi son birkaç yüzyılda gerçekleşmiştir. Tarihsel açıdan fen bilimlerinin ortaya çıkışı, sosyal bilimlere nazaran bir önceliğe sahip olmuştur. Batı’nın bilim tarihinde fen bilimleri […]

Yapısalcılık ve Post-Yapısalcılık Nedir?

Yapısalcılık ve Post-Yapısalcılık Nedir?

Raulet ile Foucauld arasında geçen bir dialog ile Foucauld’un bu konudaki görüşlerinin bir sunumudur. O’na gör postyapısalcılığın kökeni, Marksizm ile fenomenolojiyi birleştirmeye çalışma,yapısalcı düşüncenin belli bir yöntem olarak gelişmeye başladı. O burada yapısalcılığın fenomenooji ile yer değişiterek  marksizim ile partnerliğini gördü. Bu hareket fenomenolojiden marksizmedoğrugiden ve dil ağırlıklı bir hareketti.   Yapısalcılık ve post yapısalcılık […]

Din Sosyolojisi Makalesinin Sosyolojik Perspektifi

Din Sosyolojisi Makalesinin Sosyolojik Perspektifi

Din kurumu çeşitli sosyolojik teorilerle değerlendirilebilir çünkü bu kurum her toplumun parçası olma durumundadır. Toplumla beraber bir tür din bulmak mümkündür. Bu teoriler arasında işlevselcilik, çatışma ve etkileşim teorileri, her birinin din kurumu üzerine sahip olduğu etkiyi değerlendirmek için kullanılacaktır. Sosyolog, dinin bireyler ve kurum üzerindeki sosyal etkisiyle ilgilenme eğilimindedir. (Schaefer, 2009, p.323) (Bu teoriler) […]

Bilgi Sosyolojisi Bağlamında Bilimsel Tefsir Geleneği Üzerinde Değerlendirmeler

Bilgi Sosyolojisi Bağlamında Bilimsel Tefsir Geleneği Üzerinde Değerlendirmeler

Prof. Dr. Özcan Güngör Dr. Abdussamet Varlı Öz: Bilgi sosyolojisi bilginin toplumsallığını inşa ederken onun var oluşu ve gerekçesi olarak toplumu işaret eder. Çünkü her hangi bir bilginin alıcısı, üreticisi ve yeniden yorumlayıcısı yoksa o bilginin bir önemi de yoktur. İşte bilginin bu deverandaki durumu onun toplumsal olanla zorunlu olarak ilişki kurması sonucuna yol açmaktadır. […]