<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>admin | Din Sosyolojisi</title>
	<atom:link href="https://dinsosyolojisi.com.tr/author/admin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dinsosyolojisi.com.tr</link>
	<description>Din Sosyolojisi Hakkında</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Apr 2020 09:02:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.3.18</generator>

<image>
	<url>https://dinsosyolojisi.com.tr/wp-content/uploads/2021/10/favicon1.png</url>
	<title>admin | Din Sosyolojisi</title>
	<link>https://dinsosyolojisi.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Emile Durkheim (1853-1917) Fonksiyonel Din Sosyolojisi</title>
		<link>https://dinsosyolojisi.com.tr/emile-durkheim-1853-1917-fonksiyonel-din-sosyolojisi/</link>
				<comments>https://dinsosyolojisi.com.tr/emile-durkheim-1853-1917-fonksiyonel-din-sosyolojisi/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 28 Mar 2020 20:23:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Teorisyenler]]></category>
		<category><![CDATA[emile durkheim]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://dinsosyolojisi.com.tr/?p=6358</guid>
				<description><![CDATA[<p>Emile Durkheim(1853-1917) Fonksiyonel Din Sosyolojisi Durkheim, bir zamanlar Doğu Fransa’ya ait olan, ancak Fransa-Prusya Savaşı’ndan sonra Prusya tarafına geçen Epinal, Alsace-Laorraine’de dünyaya geldi. Bu olayı izleyen ulusal aşağılanma ve toplumsal düzensizlik, muhtemelen, onun toplumsal dayanışmaya ilgisini bir ölçüde açıklar. Babası Musevi bir dini liderdi ve Durkheim’in babasının izinden gideceği düşünülüyordu; ancak o ergenlik çağında Katolikliğe [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/emile-durkheim-1853-1917-fonksiyonel-din-sosyolojisi/">Emile Durkheim (1853-1917) Fonksiyonel Din Sosyolojisi</a> first appeared on <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr">Din Sosyolojisi</a>.</p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Emile Durkheim(1853-1917) Fonksiyonel Din Sosyolojisi</strong></p>



<p>Durkheim, bir zamanlar Doğu Fransa’ya ait olan, ancak Fransa-Prusya Savaşı’ndan sonra Prusya tarafına geçen Epinal, Alsace-Laorraine’de dünyaya geldi. Bu olayı izleyen ulusal aşağılanma ve toplumsal düzensizlik, muhtemelen, onun toplumsal dayanışmaya ilgisini bir ölçüde açıklar. Babası Musevi bir dini liderdi ve Durkheim’in babasının izinden gideceği düşünülüyordu; ancak o ergenlik çağında Katolikliğe geçti ve sonra da bilinemezci oldu. Dönemin seçkin okullarında Ecole Normale Superior’da parlak bir öğrenci olduğunu kanıtladı ve buradan 1882’de mezun oldu. Bütün ilgisini akademik alana yoğunlaştıran Durkheim, Almanya’da kaldığı dönemde sadece cumhuriyetçilerin fikirlerinden değil, sosyal bilimler ve fizyolojideki gelişmelerden de etkilendi. 1887’de bir Fransız Üniversitesi olan Bourdeaux’da ilk sosyal bilim görevine atandı. Durkheim temel çalışmalarından çoğunu 1887-1902 yılları arasında üretti ve yeni “toplum bilimi” hakkında bilgi edinmeye hevesli birçok önemli öğrencisi oldu. Durkheim 1902’de Paris’e davet edildi ve sonradan Sorbonne Üniversitesi’ne Eğitim ve Sosyal Bilimler Profesörü olarak atandı ve sosyolojide ilk kürsü sahibi kişi oldu. Uzun süre L’Annie Sociologie dergisinin editörlüğünü yaptı; dergi bu yeni disiplinin akademik statüsünü yükselten ve geliştiren sosyologların temel yazılarından oluşan yıllık bir derlemeydi. Durkheim tek oğlunu Birinci Dünya Savaşı’nda kaybetti ve acısı kuşkusuz 15 Kasım 1917’de 55 yaşında bir kalp krizinden ölmesinde etkili oldu.</p>



<p>Fransız sosyoloğu E. Durheim ve O’nun önceliğinde gelişen “Fransız Sosyoloji Ekolü” nün din sosyolojisi tarihinde ayrı bir yeri vardır. Bu durumun nedeni, her şeyden önce Durkheim’in sosyoloji anlayışının, metafizik ve teolojik verilerin yerine objektif prensipleri geçiren pozitivistlerin, tarih felsefesi ve sosyolojiyi metot olarak aynı sayan doktrininden ayrılmasıdır. Bu nedenle Durkheim’i pozitivist sosyoloji ve felsefeye tepki gösterenler arasında saymak gerekir. Bununla birlikte Durheim, dinin doğası konusunda A.Comte’la aynı görüşü paylaşmışlardır. Çünkü Durheim, dinin kökenini ve başlangıcını tamamen sosyal şartlardan hareketle rasyonel olarak açıklama iddiası, A.Comte ve onun yolundan giden pozitivistlerin anlayışına dayanan eğilim etrafında toplanmış bulunmaktaydı. Pozitivist ekolden etkilenmesine rağmen, bu ekolü köklü bir şekilde değiştiren Durkheim, toplumu bütün sosyal olguların temeline yerleştirmiştir. Ona göre bir sosyal olay ancak başka bir sosyal olayla açıklanabilir.</p>



<p>Durkheim’in din sosyolojisine en önemli katkılarından birisi, “kollektif bilinç”, “kollektif ahlaki bilinç” ve “sosyal bilincin” doğuşunda dinin oynadığı rolü incelemesidir. O’na göre din, toplumsal bütünleşmenin vazgeçilmez şartıdır. Eğer din ve dini değerler yozlaşır ve ortadan kalkarsa toplum sahip olduğu en değerli gücünü kaybetmiştir. Durheim’in din anlayışının ateist veya agnostik olduğu belirtilir. Ancak onun için dinin nihai olarak doğru olup olmadığı önemli değildir. İşlevi olan bir kurum canlılığını sürdürür. Aksi takdirde ya yok olur ya da yeni bir biçime bürünür.</p>



<p>Durkheim, “Din Hayatının İlkel Biçimleri”(Les Formes Elementaires de la Vie Religieuse 1912) adlı eserinde bilgi sosyolojisinin temellerini atmış ve bilgi sosyolojisi ile din sosyolojisi arasında yakın ilişkiyi gözler önüne sermiştir. Bu yaklaşım çerçevesinde, Durkheim’e göre, gerçekte düşüncemizin içeriği gibi formu da sosyal, dolayısıyla dinidir. Eşyayı idrak etmek için düşüncemizin kullandığı kategoriler olan zaman, mekân, sebeplilik gibi kavramların oluşumunda din rol oynamaktadır. Çünkü Durheim’e göre din, insanın kendisine ve dünyaya ilişkin olarak elde ettiği ilk düşüncelerin kaynağıdır. Dünya ve insan üzerine görüşler içermeyen herhangi bir din yoktur. Din, tüm sosyal kurumların da kaynağıdır. Bu anlamda hukuk, iktisat, ahlak, sanat vb. gibi kurumlar kaynaklarını dinden almışlardır. Din yalnızca insan düşüncesinin oluşumuna katkıda bulunmakla kalmamış, aynı zamanda bir takım fikirlerle onu zenginleştirmiştir.</p>



<p>Durkheim 1897 yılında yazdığı ve sosyal olaylar olarak intiharları inceleme konusu yaptığı “İntihar”(le Suicide) adlı eseri intiharlarla dini inançlar ve hayat arasındaki ilişki üzerinde durmaktadır. Dinin çeşitli sosyal olaylar üzerindeki etkilerinden söz eden Durheim, dine bağlılıkla intiharların azlık-çokluğu arasında ilişkiler bulunduğunu ortaya koymaktadır. Almanya’da intiharla ilgili olarak yapılmış istatisliklerden hareket eden Durkheim, Protestanlığa bağlı olanların Katoliklerden daha çok intihar ettiklerini, çünkü Katolikliğin Protestanlıktan çok daha fazla toplumu ve onu oluşturan kişileri birbirlerine bağlayıp bütünleştirdiğini öne sürmektedir.</p>



<p>“Anomi” kavramı ilk kez Durheim’in kullanımı ile sosyoloji literatürüne girmiştir. Modern kültürün, din tarafından sağlanan kontrollerini yıkması bireyde bir boşluk meydana getirmiştir. Modern dünya yıktığı dini kontrolün ve ahlakın yerini başka bir şey ile dolduramamıştır. Bu durumdan kaynaklanan kültürel boşluk birey ve toplumu kararsızlık ve amaçsızlığa itmiştir. Ortaya çıkan bu kararsızlık ve amaçsızlık durumu “anomi” kavramı ile ifade edilmektedir.</p>



<p>Durkheim, ilkel toplumlardan sanayi toplumuna geçişi formüle etmeye çalışır. O, bu iki farklı toplum tipinin iş bölümü ve dayanışma bakımından farklılıklarını ortaya çıkarmayı amaçlar. İlkel toplumlarda işbölümü gelişmemiştir. Bundan dolayı, bireyler arası dayanışma(tesanüd) esasına dayalı “<strong>mekanik dayanışmadır</strong>”. Sanayi toplumunda ise, iş bölümü son derece gelişmiş ve farklılaşmıştır. Bu toplum tipinde dayanışma, birbirinden farklı niteliklere sahip bireylerin toplumdaki farklı fonksiyonları yürütmeleri anlamına gelen “<strong>organik dayanışmadır</strong>”. Mekanikten dayanışmalı toplumdan, organik dayanışmalı topluma geçişte, dinin etkisi azalıp, sekülerleşme artıyor. Ancak Durkheim, bu süreçte dinin etkisinin azalması doğru bulmuyor. Çünkü bu süreç böyle devam ettiği takdirde toplum kollektif bilincini kaybedecek. Durkheim’in, kollektif bilincini canlı tutan toplumlar için kullandığı “bilinçlerin benzeşmesi” tabiri oldukça isabetli bir tabirdir. Bilinçlerin benzeşmesi; bireyin kendisine benzeyen diğer bireylerle birleşerek bir toplumsal varlık meydana getirmesi ve kendisi de bu toplumsal varlığın bir parçası olmasıdır. Bu bir dayanışmayı, concensusu yani toplumsal uzlaşmayı beraberinde getirir. Bu sağlandığı takdirde o toplumun bireyleri, benzer şekilde düşünüp, benzer refleksler göstermeye başlar. Bu da toplum olmak için son derece önemlidir. (Bu duruma örnek verecek olursak, 15 Temmuz darbe girişiminde aziz milletimizin darbeye karşı göstermiş olduğu tutum, kollektif bilincimizin etkin olduğunun bir göstergesidir.)</p>



<p>Durkheim, dinin toplumun bir yapı şartı olduğunu kabul etmekle birlikte, özünü ve başlangıcını rasyonel yollarla açıklamaya çalışarak, din gibi özünde insan ve toplumu aşan ilahi bir gerçekliği insana ve topluma indirgemekte; dinin öznesi ve nesnesini, tapanla tapılanı birbirine karıştırmaktadır. Çünkü her toplumda, sosyal hayatın, birlikte yaşamanın açıklamakta yetersiz kaldığı bir “aşkın” yücelme ihtiyacı, ilahi âleme doğru bir yöneliş bulunmakta ve din de özünü buradan almaktadır. Dukheim’in eleştirildiği yönlerinin başında bu husus gelmektedir.</p>



<p>Durkheim’in, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundaki felsefede rolü oldukça büyük olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk’ün fikir babası olarak kabul edilen Ziya Gökalp’ın aracılığıyla bu etki sağlanmıştır.</p>



<p><strong>Kaynak: </strong></p>



<p>Özcan Güngör; Basılmamış Ders Notları</p>



<p>Niyazi Akyüz, İhsan Çapcıoğlu; Ana Başlıklarıyla Din Sosyolojisi</p>



<p>Marten Slattery; Sosyolojide Temel Fikirler</p><p>The post <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/emile-durkheim-1853-1917-fonksiyonel-din-sosyolojisi/">Emile Durkheim (1853-1917) Fonksiyonel Din Sosyolojisi</a> first appeared on <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr">Din Sosyolojisi</a>.</p>]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://dinsosyolojisi.com.tr/emile-durkheim-1853-1917-fonksiyonel-din-sosyolojisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Auguste Comte&#8217;un (1798-1857) Pozitivist Din Kuramı</title>
		<link>https://dinsosyolojisi.com.tr/auguste-comteun-1798-1857-pozitivist-din-kurami/</link>
				<comments>https://dinsosyolojisi.com.tr/auguste-comteun-1798-1857-pozitivist-din-kurami/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 28 Mar 2020 20:15:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Teorisyenler]]></category>
		<category><![CDATA[auguste comte]]></category>
		<category><![CDATA[comte]]></category>
		<category><![CDATA[pozitivizm]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://dinsosyolojisi.com.tr/?p=6355</guid>
				<description><![CDATA[<p>Auguste Comte ‘un(1798-1857) Pozitivist Din Kuramı Comte, Güney Fransa, Montpelier’de aristokrat ve muhafazakâr bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Paris’teki ilerici Ecole Polytechnique’de okudu. 1817’den 1824’e kadar ütopik sosyalizmin radikal peygamberi Henri Saint Simon’un sekreterliğini yaptı. Ne var ki, beraberlikleri bazı sert tartışmalarla sona erdi ve Comte matematik öğretmek için geri döndü. 1848’de “Pozitivist Toplum” [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/auguste-comteun-1798-1857-pozitivist-din-kurami/">Auguste Comte’un (1798-1857) Pozitivist Din Kuramı</a> first appeared on <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr">Din Sosyolojisi</a>.</p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Auguste Comte ‘un(1798-1857) Pozitivist Din Kuramı</strong></p>



<p>Comte, Güney Fransa, Montpelier’de aristokrat ve muhafazakâr bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Paris’teki ilerici Ecole Polytechnique’de okudu. 1817’den 1824’e kadar ütopik sosyalizmin radikal peygamberi Henri Saint Simon’un sekreterliğini yaptı. Ne var ki, beraberlikleri bazı sert tartışmalarla sona erdi ve Comte matematik öğretmek için geri döndü. 1848’de “Pozitivist Toplum” adlı derneği kurdu ve hayatının geri kalan kısmını, içinde yaşadığı dönemin kaosuna, Sanayi Devrimi, Tarım Devrimi ve Siyasal Devrimlerin özelikle de kendi anavatanı Fransa’da yarattığı kaosa, çözüm bulmak için bir “düzen ve ilerleme” araştırması olarak pozitivizmi genişletmeye ve geliştirmeye adadı, sosyolojiyi bir toplum bilimi, bütün bilimlerin kraliçesi olarak kurmaya çalıştı. O “pozitivizm” ve “sosyoloji” terimlerini ilk kullanan kişidir.</p>



<p>Auguste Comte, sosyolojinin adını koymuş, ona hız ve yön vermiş ve başlangıcından itibaren onu kendi pozitivist felsefesiyle açıklamıştır. Bu durum, din sosyolojisinde çok açık bir şekilde görülebilir. Pozitivistler, sosyal olguların tıpkı eşyalar gibi ele alınabileceğine ve araştırmacıların nesnelerle ilişkilerinde tam bir tarafsızlık tutumu takınabileceklerine; bu bakış açısıyla gerçekleştirilecek araştırmaların ise kendilerinden toplumsal kanunların çıkarılabileceği bir deneysel genellemeler bütününü tedrici bir şekilde ortaya çıkartabileceğine inanmışlardır. Auguste Comte’a göre sınanamayan, tekrarlanamayan hiçbir bilgi, bilimsel bilgi değildir. Dolayısıyla bu görüşe göre din, tarih gibi disiplinler bilimsel sayılmıyor.</p>



<p>Auguste Comte’a göre kanunlar iki çeşittir: Birincisi, belirli sosyal olguların zorunlu olarak birlikte bulunuşlarının ifadeleri, yani statik sosyalin kanunları ve zorunlu olarak birbirini izleyen olaylar dizisinin ifadeleri, yani dinamik sosyalin kanunları. Bu şekilde Comte sosyolojiyi</p>



<p>1-)Sosyal Statik 2-)Sosyal Dinamik; şeklinde ikiye ayırır. Sosyal statik “concensus”(toplumsal uzlaşma) adını verdiği kavramı incelemektedir. Statik olarak topluma bakıldığında aile, devlet ve din kurumlarının toplumun temel unsurları oldukları görülür. Başka bir ifadeyle bu üç kurum olmadan bir toplum kurulamaz. Toplum düzeninin tam veya eksik, iyi veya kötü olması kurumlar arasındaki dengeye bağlıdır. Din, eşya ve insanın tabiatından çıkan ve toplu halde yaşayan insanlar için gerekli olan bir kurumdur. Çünkü nerede insan varsa orada din vardır. Sosyal dinamik ise, bütün toplumların katetmek zorunda olduğu ardı ardına gelen evrelerin anlatımından ibarettir. Bu evrelerin Comte düşüncesindeki adı “üç hal kanunudur”. Bu kanuna göre, insan düşüncesi birinci aşamada olayları ve olguları kendisi ile kıyaslanabilecek varlık ya da güçlere mâl ederek açıklar. O bu dönemi “teolojik” dönem olarak isimlendirir. Bu dönemin egemen anlayışına göre, evrendeki olaylar, değişmez kanunlarla değil, insanlarınkine benzer iradeler tarafından yönetilir. Devrin belirgin özelliği olayların arkasındaki Tanrı iradesinin araştırılmasıdır. Teolojik devre zorunlu olarak metafizik devreye yol açar.</p>



<p>Metafizik dönemde doğadaki olayları açıklamak için Tanrı fikrinin yerini, tabiat kuvveti, cevher vb. gibi niteliği belli olmayan kuvvetler almaktadır. Bu aşamada insanlar artık biraz daha akıllarını kullanmaya başlamışlardır. Soyut düşünce yavaş yavaş gelişmeye başlamıştır. Tanrı her ne kadar bütün olayların içerisinde etken ise de Tanrı’nın yanında bir de akıl yürütme devreye girmiştir. &nbsp;Bu dönemde ruhlar ve doğanın eğilimleri gibi soyutlamalar gerçek varlıklar olarak algılanmaktadır. Bununla birlikte Comte, metafizik dönemi bir sonraki aşamaya hazırlık devresi olarak kabul eder. Aslında sosyoloji bilimi gibi din sosyolojisinin de isim babası olarak kabul edilen Comte, yaşadığı toplumun bunalım içinde olduğunu düşünür. Ona göre, teolojik ve askeri sıfatlarıyla belirginleşen bir toplum yapısı kaybolmakta ve bilimsel nitelikleri ağır basan bir toplum tipi ortaya çıkmaktadır. Geçmiş dönemlerin düşünce yapısı üzerinde teologlar ve din adamları egemen sınıfı oluştururken, modern toplumda bilim adamları ön plana çıkmaktadır. Üç hal yasasının son devresini oluşturan bu döneme Comte “pozitif dönem” adını verir. Ona göre insanlığın ulaştığı en son aşama olan bu dönemde bilim ve pozitif düşünce hâkimdir. Ayrıca Comte, bütün toplumların bilginin birikmesi sonucu aynı aşamalardan geçerek sonunda bilimsel düşüncenin karakterize ettiği pozitif devreye ulaşacaklarını savunur. Pozitivizme göre, ancak gözlemi ve deneyi yapılabilen olay ve olguların bilimi yapılır. Diğer bir ifadeyle bilim, olay ve olguların somut ve maddi görünümlerinin dışına çıkamaz. Olgu ve olaylar hakkında teolojinin, metafiziğin ve felsefenin açıklamaları, spekülâtif olduğu için, bunlar vasıtasıyla olguların yasalarını öğrenmek ve gelecek olayları önceden tahmin etmek mümkün değildir. Onun için bilimsel bilgi teolojik ve metafizik unsurlardan arındırılmalıdır. Ancak bu sayede pozitif döneme ulaşmak mümkün olabilir. Bu dönemde bilim, toplum hayatında belirleyici olacaktır. Fizik, kimya, astronomi ve biyolojide egemen olan determinizm ilkesi, toplumsal hayat için de geçerli olmalı, toplum hayatını düzenleyen kurallar bulunmalı ve bunlar determinist ilkelere dayandırılmalıdır. Böylece Comte’a göre pozitif bilim, sosyal hayatın kanunlarını bilerek ona egemen olmayı amaçlıyordu.</p>



<p>Comte’un aslında kendisiyle çeliştiğini görüyoruz. Çünkü Sosyal Statikte dini, toplumun temel unsurlarından biri olarak görüp varlığını aile ve devlet kurumlarıyla beraber koruyacağını söylüyor, pozitif döneme gelince dine ihtiyaç kalmadı diyor. Burada bir çelişkinin olduğunu görüyoruz. Esasında Comte, kurmayı tasarladığı pozitif toplumun pozitif bir dini olmasını gerektiğini savunmuştur. Çünkü görmekteyiz ki, O bu yeni dinin Pozitivist İlmihalini (Cathechisme Pozitiviste) bile yazmıştır.</p>



<p><strong>Kaynak: </strong></p>



<p>Özcan Güngör; Basılmamış Ders Notları</p>



<p>Niyazi Akyüz, İhsan Çapcıoğlu; Ana Başlıklarıyla Din Sosyolojisi</p>



<p>Marten Slattery; Sosyolojide Temel Fikirler</p><p>The post <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/auguste-comteun-1798-1857-pozitivist-din-kurami/">Auguste Comte’un (1798-1857) Pozitivist Din Kuramı</a> first appeared on <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr">Din Sosyolojisi</a>.</p>]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://dinsosyolojisi.com.tr/auguste-comteun-1798-1857-pozitivist-din-kurami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Ders Materyalleri Çok Yakında</title>
		<link>https://dinsosyolojisi.com.tr/ders-materyalleri-cok-yakinda/</link>
				<comments>https://dinsosyolojisi.com.tr/ders-materyalleri-cok-yakinda/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 28 Mar 2020 19:23:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://dinsosyolojisi.com.tr/?p=6343</guid>
				<description><![CDATA[<p>Çok yakında uzaktan eğitime yönelik ders materyalleri websitemize eklenecektir.</p>
<p>The post <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/ders-materyalleri-cok-yakinda/">Ders Materyalleri Çok Yakında</a> first appeared on <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr">Din Sosyolojisi</a>.</p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Çok yakında uzaktan eğitime yönelik ders materyalleri websitemize eklenecektir.</p><p>The post <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/ders-materyalleri-cok-yakinda/">Ders Materyalleri Çok Yakında</a> first appeared on <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr">Din Sosyolojisi</a>.</p>]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://dinsosyolojisi.com.tr/ders-materyalleri-cok-yakinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
	</channel>
</rss>
