<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Politics | Din Sosyolojisi</title>
	<atom:link href="https://dinsosyolojisi.com.tr/kategori/politics/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dinsosyolojisi.com.tr</link>
	<description>Din Sosyolojisi Hakkında</description>
	<lastBuildDate>Wed, 07 Aug 2024 18:15:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.3.18</generator>

<image>
	<url>https://dinsosyolojisi.com.tr/wp-content/uploads/2021/10/favicon1.png</url>
	<title>Politics | Din Sosyolojisi</title>
	<link>https://dinsosyolojisi.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Toplum Sözleşmesi-Jean Jacques Rousseau</title>
		<link>https://dinsosyolojisi.com.tr/toplum-sozlesmesi-jean-jacques-rousseau/</link>
				<comments>https://dinsosyolojisi.com.tr/toplum-sozlesmesi-jean-jacques-rousseau/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 07 Aug 2024 15:46:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Meryem Sümeyye Atmaca]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavramlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kuramlar]]></category>
		<category><![CDATA[Politics]]></category>
		<category><![CDATA[Social]]></category>
		<category><![CDATA[Teorisyenler]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplum sözleşmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://dinsosyolojisi.com.tr/?p=7413</guid>
				<description><![CDATA[<p>İnsan özgür doğmuştur ama her yerde zincire vurulmuştur. Sözü giriş cümlesidir. Bu eser O’nun inşa etmek istediği devlet modelinin ip uçlarını sunar. Bir yerde iki kişi varsa mutlu yaşamaları için fedakarlık yapmak zorundalar. Hem özgürce yaşanıp hem de bir toplumun parçası olmayı hissettirecek bir yapı gerekir. &#160; “Toplum Sözleşmesi, haklı ve doğru bir toplumun temellerini [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/toplum-sozlesmesi-jean-jacques-rousseau/">Toplum Sözleşmesi-Jean Jacques Rousseau</a> first appeared on <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr">Din Sosyolojisi</a>.</p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan özgür doğmuştur ama her yerde zincire vurulmuştur. Sözü giriş cümlesidir.</p>
<p>Bu eser O’nun inşa etmek istediği devlet modelinin ip uçlarını sunar.</p>
<p>Bir yerde iki kişi varsa mutlu yaşamaları için fedakarlık yapmak zorundalar.</p>
<p>Hem özgürce yaşanıp hem de bir toplumun parçası olmayı hissettirecek bir yapı gerekir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Toplum Sözleşmesi, haklı ve doğru bir toplumun temellerini atmaya çalışmıştır. İnsanlar, doğal yaşama halindeki ilk özgürlüklerinin özlemini çekmektedir. Ona göre, doğa yasaları gereğince yaşayan insanlar özgür ve eşittirler, toplum düzenine geçince bu mutluluğu yitirmişlerdir. İnsanların başına gelen belaların başlıcası mal mülk tutkusundan doğmuştur. Ayrıca, bir avuç güçlü insanın başkalarını buyruk altına almasıyla da insanlar arasında kölelik-efendilik ilişkileri çıkmıştır ortaya. Kısaca, insanın yaradılışı ile toplum içindeki koşullar arasında derin bir karşıtlık doğmuştur.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Jean Jacques Rousseau, kitabın girişinde eseri yazma amacını şöyle açıklıyor: “Niyetim, insanları oldukları gibi, yasaları da olabilecekleri gibi ele alıp, toplum düzeninde güvenilir ve haklı bir yönetim kuralı bulunup bulunamayacağını araştırmaktır. Bu araştırmada, adalet ile fayda birbirinden ayrı düşmesin diye, hakkın onayladığını çıkarım gerektirdiğiyle uzlaştırmaya çalışacağım” (s. 3).</p>
<p>Eser dört ayrı kitaba ayrılarak yazılan yapıtta, “Birinci Kitap “, meşru siyasal bir düzenin kurulması için gereken uygun zemini; “İkinci Kitap”, böyle bir düzen içerisindeki egemen yapının kökeni ile işlevlerini; “Üçüncü Kitap”, bütün gücünü ve yetkilerini egemen yapıdan alan ikincil konumdaki hükümetin görevlerini; “Dördüncü Kitap”, özellikle Roma devleti örneğini vererek sivil dinin işlevleriyle adil bir toplumla ilgili değişik konuları ele almaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Birinci Kitap</strong></p>
<p>Eserde Rousseau, “İnsan özgür doğar, oysa her yerde zincire vurulmuştur” (s. 4) der ve bu durumun nasıl oluştuğunun cevabını vermeye başlar. Çünkü Rousseau’nun (1712 – 1778) yaşadığı dönemde dünyanın büyük bölümü monarşiyle yönetiliyordu. Yazara göre halk, karşılığında hiçbir şey almadan kralı besliyordu. Ancak ilk toplumların kurulmasının temeline inen Rousseau, en başta insanların bir araya gelmesinin temel amacının bu olmadığını gösterir. Ona göre politik toplumun ilk örneği ya da politik toplumun en küçük birimi ailedir. Rousseau; “Bu toplumlarda baş bir baba, halk da çocuklar gibidir; hepsi de eşit ve özgür doğdukları için, özgürlüklerinden ancak çıkarları uğrunda vazgeçerler. Aradaki bütün ayrılık şudur: Ailede babanın çocuklarına olan sevgisi onlara gösterdiği özeni karşılar; devletteyse, devlet başkanının kendi halkına beslemediği bu sevginin yerini hükmetmek zevki alır” (s. 5).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Rousseau, bu bölümde toplumları oluşturan temel sözleşmelerden bahsederken bir yandan da kölelik kavramı, köleliği savunanların görüşlerine de değinmiştir. Yazar, köleliği ve efendiyle köle arasındaki ilişkinin bir sözleşme olarak nasıl anlamsız olduğunu şöyle özetlemiştir: “Seninle öyle bir sözleşme yapacağım ki, hep benim iyiliğime ve senin zararına olacak; keyfim istediği sürece ben uyacağım, yine keyfim istediği sürece sen ona uyacaksın” (s. 12).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Rousseau’ya göre bir sözleşme yaparak bir insan kendi doğal haklarının bazılarından vazgeçiyor ve bu sözleşmeyi toplum sözleşmesi olarak adlandırıyor. Yazara göre toplum sözleşmesi; “Sözleşmeyi yapanların kişisel varlığı yerine, toplantıdaki oy sayısı kadar üyesi olan tüzel ve kolektif bir bütün oluşturur. Bu bütün, ortak benliğini, yaşamını ve istemini bu sözleşmeden alır. Bu tüzel kişiye eskiden site denirdi; şimdiyse cumhuriyet ya da politik bütün deniyor. Üyeleri ona, edilgin olduğu zaman devlet, etkin olduğu zaman egemen varlık, öbür devletler karşılığında da egemenlik diyorlar. Ortaklara gelince, onlar bir birlik olarak halk, egemen gücün birer üyesi olarak teker teker yurttaş, devletin yasalarına boyun eğen kişiler olarak da uyruk adını alırlar” (s.15).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İkinci Kitap</strong></p>
<p><strong>Genel İstem ve Özel Çıkarlar</strong></p>
<p>Rousseau; <em>bir toplumda genel istemin kendini dile getirebilmesi için toplumda gruplaşmaların olmaması gerektiği, her yurttaşın kendi görüşünü dile getirebilmesi gerektiğini</em> söylemiştir. Ona göre genel istem, çok küçük ve demokrasiyle yönetilen toplumlar için uygulanabilir. Rousseau’ya göre özel irade sadece özel çıkarları önemsemektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yasa-Yasacı</strong></p>
<p>Rousseau’ya göre “Yasayla yönetilen her devlet bence cumhuriyettir. Çünkü o zaman işleri yöneten yalnız halkın yararıdır ve halk da önemli bir varlıktır. Her yasal hükümet cumhuriyetçidir” (s.36).</p>
<p>Rousseau bu bölümde yasayı kimlerin yapması gerektiği, yasacının özellikleri ve diğer toplum yapılarıyla etkileşiminin nasıl olması gerektiğini açıklamıştır. <em>“Büyük bir krala binde bir rastlandığı doğruysa, büyük bir yasacıya ne kadar az rastlanılacağım varın kıyaslayın!”</em> (S. 37) diyen Rousseau, bu işin ne kadar önemli ve zor olduğunu da vurgulamıştır. Ayrıca Rousseau yasacıyı, <em>“Yasacı, devlet düzeni içinde her bakımdan olağanüstü bir insandır. Üstün zekâsıyla olduğu kadar, görevi dolayısıyla da öyle olması gerekir” (</em>s.38) şeklinde tanımlamıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Üçüncü Kitap</strong></p>
<p><strong>Yönetim-Hükümet</strong></p>
<p>Rousseau; “Kamu gücüne özgü öyle bir etken gerekir ki, onu birleştirebilsin, genel istemin çeşitli yönlerine göre kullansın ve devletle egemen varlık arasında ilişki kurabilsin. Öyle bir etken ki, ruhla beden birleşmesinin insanda yaptığını kamusal varlıkta yapsın. İşte, devlet içinde hükümetin varlığının temeli budur. Hükümet, yersiz olarak, egemen varlıkla karıştırılır. Oysa hükümet, egemen varlığın sadece bir aracıdır. Öyleyse hükümet nedir? Yurttaşlarla egemen varlığın karşılıklı ilişkilerini sağlamak amacıyla kurulmuş, gerek yasaları yürütmek, gerekse politik ve toplumsal özgürlükleri sürdürmekle görevli, aracı bir bütündür” (s. 54).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yönetim Çeşitleri</strong></p>
<p>1.Demokrasi: Egemen varlık yönetim görevini bütün halka ya da halkın büyük bir bölümüne bırakırsa, yönetici yurttaşların sayısı diğer yurttaşların sayısını aşar. Bu çeşit yönetime <strong>demokrasi </strong>denir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2.Aristokrasi: Egemen varlık, yönetim işini bir azınlığın eline bırakırsa yurttaş sayısı yönetici sayısından çok olur. Bu türlü yönetime de <strong>aristokrasi</strong> adı verilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>3.Monarşi: Egemen varlık yönetimi tek bir yöneticinin eline bırakır. Bütün öbür görevliler yetkilerini ondan alırlar. Bu üçüncü biçim en yaygın yönetim biçimidir. Bunun adına da <strong>monarşi</strong> ya da <strong>krallık yönetimi</strong> denir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Dördüncü Kitap</strong></p>
<p><strong>Tiran ve Despot Arasındaki Fark</strong></p>
<p>Tiran ve despot arasındaki farkı Rousseau’yu şöyle tanımlamıştır: “Tiran, halk dilinde, hakka ve yasalara aldırış etmeksizin zorbaca yöneten bir krala denir. Açık ve kesin anlamındaysa, Tiran, haksız olarak krallık gücünü eline geçiren bir kişidir. Yunanlılar bu sözcüğü bu son anlamda alırlardı: İyi kötü ayrımı yapmadan, güçleri hakka dayanmayan bütün hükümdarlara Tiran derlerdi. Demek oluyor ki, tyran ve usurpateur (gasıp) aynı anlama gelen iki sözcüktür. Aynı şeylere aynı adı vermek gerekirse, krallık gücünü zorla ele geçirene Tiran, egemen gücü zorbalık ve düzenle kendine mal edene de despot diyeceğim. Tiran, yasalara göre yönetme hakkını yasalara aykırı olarak kendine mal eden kimsedir. Despot ise, kendini yasaların üstüne çıkaran kişidir. Demek ki, Tiran despot olabilir; despot ise her zaman tirandır” (s. 83-84).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Diktatörlük</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yazara göre diktatörlük gerçekten gerekli olunduğunda ve kısa süreyle uygulandığında iyi bir durumdur. Rousseau; <em>“Diktatörlüğü gerektiren bunalımlı günlerde, devlet çok geçmeden ya kurtulur ya da yok olup gider; sıkışık durum ortadan kalktı mı, diktatörlük ya zorbalığa kaçar ya da etkisiz kalır</em> “(s.122).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sonuç olarak Rousseau, düşünceleriyle çağdaş demokrasinin öncüsü olmuştur. Rousseau, Toplum Sözleşmesi eserinde Rönesans’tan beri gelişen Avrupa kültürünü incelemiş ve olumsuz yanlarını eleştirmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Özet: Zeliha Bengisu AYATA</p>
<p>Editör: Yusuf YARALIOĞLU</p>
<p>Düzenleyen Editör Yardımcısı: Meryem Sümeyye ATMACA</p>
<div id="mytexttospeechdiv" style="background-color: #2196f3;text-align: center;border: 1px solid #d3d3d3;line-height: 30px;height: 30px;width: 30px;cursor: default;border-radius: 25% !important;padding: initial">
<div id="mytexttospeechdivinner" style="width: 0.2rem;height: 0.2rem;border-radius: 50% !important;background-color: white"></div>
</div>
<div id="mytexttospeechdiv" style="background-color: #2196f3;text-align: center;border: 1px solid #d3d3d3;line-height: 30px;height: 30px;width: 30px;cursor: default;border-radius: 25% !important;padding: initial">
<div id="mytexttospeechdivinner" style="width: 0.2rem;height: 0.2rem;border-radius: 50% !important;background-color: white"></div>
</div><p>The post <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/toplum-sozlesmesi-jean-jacques-rousseau/">Toplum Sözleşmesi-Jean Jacques Rousseau</a> first appeared on <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr">Din Sosyolojisi</a>.</p>]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://dinsosyolojisi.com.tr/toplum-sozlesmesi-jean-jacques-rousseau/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Komünist Manifesto: İşçi Sınıfının Dünyayı Değiştirme Kılavuzu</title>
		<link>https://dinsosyolojisi.com.tr/komunist-manifesto-isci-sinifinin-dunyayi-degistirme-kilavuzu/</link>
				<comments>https://dinsosyolojisi.com.tr/komunist-manifesto-isci-sinifinin-dunyayi-degistirme-kilavuzu/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 01 May 2021 09:31:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Yaralıoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Politics]]></category>
		<category><![CDATA[Teorisyenler]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Kategoriler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://dinsosyolojisi.com.tr/?p=7180</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kapitalist düzenin arka bahçesinde olup bitenlere bir göz atalım: Dünyanın dört bir yanında insanlar ölürken, üretilen yiyeceğin yarısı çöpe atılıyor;uluslararası şirketler, çocuk askerlerin birbirlerini öldürdüğü savaşlardan kar elde ediyor; Fabrikalar, batılı şirketler piyasalarda rekabet edebilsin diye ucuz işçi çalıştırıyor. Tüm bu korkunç tablo, modern kapitalist ekonominin üretim sistemindeki bariz sömürüye işaret etmektedir. Bu duyduklarınızı elbette [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/komunist-manifesto-isci-sinifinin-dunyayi-degistirme-kilavuzu/">Komünist Manifesto: İşçi Sınıfının Dünyayı Değiştirme Kılavuzu</a> first appeared on <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr">Din Sosyolojisi</a>.</p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Kapitalist düzenin arka bahçesinde olup bitenlere bir göz atalım: Dünyanın dört bir yanında insanlar ölürken, üretilen yiyeceğin yarısı çöpe atılıyor;uluslararası şirketler, çocuk askerlerin birbirlerini öldürdüğü savaşlardan kar elde ediyor; Fabrikalar, batılı şirketler piyasalarda rekabet edebilsin diye ucuz işçi çalıştırıyor. Tüm bu korkunç tablo, modern kapitalist ekonominin üretim sistemindeki bariz sömürüye işaret etmektedir. Bu duyduklarınızı elbette ilk defa Komünist Manifesto özetinde duymuyorsunuz, yeni şeyler değil. On dokuzuncu yüzyıl komünistleri, Avrupa’nın sanayileşme sürecinde benzer koşullara şahitlik ettiler. Komünizmin politik felsefesi, işçi sınıfının çektiği acılarla inşa edilmiştir.‍ Bir kült olan Komünist Manifesto, erken proleter hareketin ( proleter devrimci aydınlık ) plan ve stratejilerinin anlatıldığı bir rehber niteliğindedir. Komünist Manifesto özetinde, komünist düşüncenin temellerini kavrayabilir ya da mevcut bilgilerinizi tazeleyebilirsiniz. Proleterlerin zincirlerinden başka yitirecekleri bir şey yoktur. Oysa kazanacakları koskoca bir dünya vardır.‍</p>
<p>Komünist Manifesto Özetindeki diğer konu başlıkları:</p>
<ul>
<li>Neden kimsenin özel mülkiyete sahip olma hakkı yok,</li>
<li>Neden hayatlarımız, feodal düzende olduğundan pek de farklı değil,</li>
<li>Burjuva zulmüne karşı savaşmak için ne yapabilir?</li>
</ul>
<p>Komünist Manifesto Ana Fikri</p>
<p>Komünist Manifesto özetinden çıkarılacak ders: İnsanlık tarihi, egemen sınıflar ve onların hükmettiği insanların günlük olaylarından ibarettir.</p>
<p>Ancak işçi sınıfının kapitalist burjuvazi tarafından bastırılması sömürünün tepe noktası haline gelmiştir. Komünistlerin amacı, bu sömürüye hizmet eden tüm üretim tesislerini ele geçirmektir.</p>
<p>Uygulanabilir tavsiyeler</p>
<p>Tüm işçiler, birleşin: Sadece uluslararası bir dayanışma ile zincirimizi tutan güç sahiplerinden kurtulabiliriz. Burjuvazi çıkarlarımızı hiç düşünmedi ve proletarya üzerinde hakimiyetlerinden asla vazgeçmeyecekler. Bu durumda, devrimci eylem yoluyla zalimlere karşı koymak işçilerin elindedir.‍</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kapitalizmin Avrupa’da gerçekliğini iyice hissettirmeye başladığı zamanlarda, insanlar toplumsal yaşam adına korkmaya başlamışlardı. Kapitalizmin toplumsal hayata vereceği şekilden sonra başlarına gelecek felaketin farkındaydılar. En azından bir kısmı felaketin hemen önlerinde olduğunun bilincindeydi. Bu bilince sahip insanlar genel olarak sosyalist veya komünist olarak adlandırılırdı. Ancak içlerinden birisi kapitalizme karşı bilinç hamlesini evrensel boyuta ulaştırıp şakirtlerine büyük bir mirası bıraktı. Yazdığı kırk beş sayfalık manifesto ile çağını aşıp evrensel bir nitelik ve kalıcılık sağlayan isim Karl Marks’dır. Marks yazdığı manifesto ile hem toplumların değişimine yaptığı teorik katkı ile hem modern toplumu açıklamak adına kurduğu diyalektik hem de kapitalizme karşı fiili ve sözlü mücadelesiyle komünist hareketin teorisyeni ve kahramanı olmuştur.</p>
<p>Peki bu manifestoda kısaca neler anlatılıyordu dersek acaba nasıl bir yanıt alırız? Kesinlikle bu eser özetlenebilecek bir eser değildir. Ancak kısa ifadelerle notlarımdan yararlanarak aktarmaya çalışacağım.</p>
<p>Üçüncü bölümden başlamakta yarar var. Marks’ın yaşadığı dönemdeki karışık sosyalist fikri yaşantıya karşılık o kendi fikrini, yolunu çizmiştir. Manifesto yazıldığı vakit tabii ki farklı sosyalist fikirler vardı ancak kitabın üçüncü bölümünde getirdiği eleştirilerle onlardan ayrılır. Feodal sosyalizm, küçük burjuva sosyalizmi, Alman sosyalizmi, tutucu sosyalizm ve ütopyacı sosyalizm başlıklarıyla eleştirilmiş ve bu eleştirilerle Marx kendi yolunu ve takipçilerinin yolunu çizmiştir. Bir kısmını iktidara yamanmakla bir kısmını teorik anlamda ütopyalarla yani hayallerle uğraştığını belirtir Marks.</p>
<p>Manifesto’da burjuva ve proleterlerin anlatıldığı kısım ilk kısımdır. Modern kapitalist sınıf olan burjuvazi; toplumsal üretim araçlarının sahibi olan ve ücretli emekçi çalıştıran sınıftır. Bu çalışan, bilhassa sömürülen sınıf ise proleterlerdir. Toplumların tarihini sınıf savaşımları olarak açıklayan Marks modern toplumdaki savaşımın önceki çağlarda olduğundan farklı olarak sadece bu iki sınıf arasında gerçekleştiğini iddia eder. Çünkü burjuva toplumsal kesimleri eritiyor. Sadece ve sadece iki sınıf bırakıyordu. Zaten işçi sınıfına kendi varlığını borçlu olduğu için onu silmek, yok etmek aklından bile geçmiyordu. Aslına bakılırsa işçiler de işçi olarak varlığını modern toplumun burjuvazisine borçludur. O yüzden bu iki grup sınıfsal varoluşları bakımından birbirine muhtaçtır.</p>
<p>Dünyada burjuva kesiminin yükselişinde önem arz eden bazı parametreler vardır. Marks bunlara değiniyor ve modern toplumun temelini anlamada yardımcı olacak bilgiler sunuyor. İlk olarak feodal toplumun mülkiyet anlayışından, düşünsel faaliyetine kadar burjuva için sağlıklı bir ortam olmadığı anlaşılmıştır. Keşifler yoluyla yeni pazarlar ve hammadde bölgeleri bulunmuş. Amerika’nın keşfi, Ümit Burnu’nun dolaşılması burjuvaziye yepyeni imkanlar sağlamıştır. Son olarak sayabileceğimiz buhar makinesinin icadı ise tüm her şeyi alt üst ederek imkanları ve alanları yüksek derecede arttırmıştır. Tabi bu kadar güce, yüksek bir hızda ulaşmış burjuva birilerini yiyecek birilerini köleleştirecektir. Ve öyle de oldu. Gerçekleşen yeni toplumsal sistem iki sınıftan ibaret ve bir efendi, bir köle sınıfından oluşmaktaydı.</p>
<p>Manifestonun ikinci kısım ise bir komünist tanımı yapar, komünistin görevlerinden, nasıl özellikler taşıdığına ve komünizme karşı yapılan eleştirilere verilen cevaplar vardır. Marks komünist ve işçiyi bir tutar çıkar açısından, aynı çıkar ve menfaatleri olduğunu belirtir. Yani komünistin bir bütün olarak proletaryanın çıkarlarından ayrı ve farklı hiçbir çıkarının olmadığını belirtir. Komünistin görevi siyasal iktidarın proletarya tarafından ele geçirilmesidir. Bundan önce tabi bir sınıf olarak var olmaları, burjuvazinin egemenliğinin sona erdirilmesi sayılabilir. Ancak bunlardan sonra siyasal iktidarın işçiler tarafından ele geçirilmesi söz konusudur.</p>
<p>Komünizmin biraz incelendikten sonra bir tepki hareketi olduğu hızla anlaşılıyor. Mülkiyet, aile işçi-işveren, eğitim. Burjuvazi başa geçtiğinden beri bu kurumları yıkıyor. Olmaları gerekenden farklı olarak inşa ediyor. Bu olanlara Marks ve çevresinin tepkisi bir reaksiyon şeklinde. Yani fikri temel bağlamında bir şeylerin eleştirisi olarak ortaya çıkmışlar. Kendilerinin buna bağlı olarak bir dünya görüşü oluşmuş. Dışla çok etkileşimli bir yapı arz ediyor o yüzden Komünizm. Marks’a göre bir çağın egemen sınıfı o çağın egemen düşüncelerini belirler. İşte bu belirlenmeden Marks ve benzerleri de etkilenmiştir. Egemen sınıfın düşüncelerine kökten bir eleştiri yapayım derken, fikriyatını bu kalkış noktasından oluşturmuşlardır.</p>
<p style="text-align: right;"> Zeliha Bengü Ayata</p>
<p style="text-align: right;">AYBÜ İİF</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/komunist-manifesto-isci-sinifinin-dunyayi-degistirme-kilavuzu/">Komünist Manifesto: İşçi Sınıfının Dünyayı Değiştirme Kılavuzu</a> first appeared on <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr">Din Sosyolojisi</a>.</p>]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://dinsosyolojisi.com.tr/komunist-manifesto-isci-sinifinin-dunyayi-degistirme-kilavuzu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
	</channel>
</rss>
