Sekülerleşme

Sekülerleşme

Modernleşme süreçleri mekanik süreçlerle daha basit araçlarla ayakta duran ve sabiteleri olan geleneksel topluma ivme kazandırmış daha karmaşık bir toplum yapısını beraberinde getirmiştir. Modern toplum aynı zamanda kendi sabitelerini ortaya çıkarmıştır. Bunlar klasik fiziğin yerini modern Newton yasasının alması, yeni siyaset ve devlet yönetim biçimleri, eğitimin okullarca ve halkın geneline yaygın olarak yapılması, bilimsel gelişmeler, geleneksel dinin açıklamalarının insanları tatmin etmemesi. Bu son madde modernleşmenin bir sonucu olarak sekülerleşmeyi ifade etmektedir. İnsanlar dinin toplumu ve dünyayı açıklama gücünü yitirdiğini düşünmeye başladıklarında sarsılmaz bir gerçeklik olma özelliğini yitiren dinin vaat ettiği cenneti yeryüzünde yaşamak isteğine kapılmışlardır. Dinin fizik ve metafiziği birleştiren tevhid anlayışına karşı modern dönem metafiziği reddederek yerine fiziği ikame etmek istemiştir. Bunda belli oranda başarılı olan modernleşme düşüncesi ulus devletin ve katı laik uygulamaların eşliğinde sekülerleşen modern toplum mühendisliğine girişmiştir. Tanrının yerine insan, vahyin yerine bilim, cennetin yerine dünya konulmuştur. Dünya kendini yasalarına, insan aklına ve tekniğe, devlet çıkarlarına, ulus halk egemenliğine, toplum ise kendi yasa yapma süreçlerine indirgenerek Tanrıdan kopma süreci gerçekleştirilmektedir. Avrupa için sekülerleşme klişeye karşı bir tepki iken, modernleşen toplumlarda sekülerleşme batılılaşma ile eş güdümlü ilerleyen sorunlu bir süreci ifade etmektedir. Zira Batı Rönesans, Reform hareketleri, Fransız Devrimi vb. toplumsal hareketlerde kendi iç hesaplaşmasını yaparak özgün bir model ortaya çıkarmıştır. Ancak bu süreçler her toplumda aynı sonuçları doğurmamaktadır.  Toplum bilimciler sekülerleşmeye dair aşırı sekülerleşmeci tutumu benimseyen ilk dönem pozitivist sosyologlar, şüpheciler Giddens vb. ve en son sekülerleşmeyi reddeden Berger ve Luckmann gibi sosyologlar olarak kendi içinde ayrılırlar. Her grubun kendine göre delilleri bulunmakla birlikte günümüz Türk toplumu açısında gerçekleşen bir sekülerleşmeden bahsedilebilmektedir. Zira dinin açıklama ve anlamlandırma gücü sürekli erozyana uğramakta özellikle Z kuşağının dine ilgisi azalmaktadır.

Mehmet Emin Sarıkaya

AYBÜ/ İslami İlimler Din sosyolojisi Araştırma Görevlisi

YORUM GÖNDER.