<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yöntem | Din Sosyolojisi</title>
	<atom:link href="https://dinsosyolojisi.com.tr/kategori/yontem/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dinsosyolojisi.com.tr</link>
	<description>Din Sosyolojisi Hakkında</description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 Dec 2023 14:16:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.3.18</generator>

<image>
	<url>https://dinsosyolojisi.com.tr/wp-content/uploads/2021/10/favicon1.png</url>
	<title>Yöntem | Din Sosyolojisi</title>
	<link>https://dinsosyolojisi.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>SOSYOLOJİK YÖNTEMİN KURALLARI- EMİLE DURKHEİM</title>
		<link>https://dinsosyolojisi.com.tr/sosyolojik-yontemin-kurallari-emile-durkheim/</link>
				<comments>https://dinsosyolojisi.com.tr/sosyolojik-yontemin-kurallari-emile-durkheim/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 13 Dec 2023 14:16:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Meryem Sümeyye Atmaca]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavramlar]]></category>
		<category><![CDATA[Social]]></category>
		<category><![CDATA[Teorisyenler]]></category>
		<category><![CDATA[Yöntem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://dinsosyolojisi.com.tr/?p=7364</guid>
				<description><![CDATA[<p>SOSYOLOJİK YÖNTEMİN KURALLARI- EMİLE DURKHEİM Durkheim, bu klasikleşmiş eserinde tıpkı doğa bilimlerinde olduğu gibi sosyoloji için de bilimsel bir yöntemi savunur. Sosyolojik bir yöntem nasıl oluşturulabilir? Açıkçası sosyolojik olguların ilk nedenleri araştırıldığında felsefenin önerdiği kavram ve nosyonlardan bağımsız bir toplumsal işleyiş sistemi ile karşılaşırız. Psikolojinin ve bireyin değeri yok sayılmamakla birlikte bir takım öznelliklerin dışında [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/sosyolojik-yontemin-kurallari-emile-durkheim/">SOSYOLOJİK YÖNTEMİN KURALLARI- EMİLE DURKHEİM</a> first appeared on <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr">Din Sosyolojisi</a>.</p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><strong>SOSYOLOJİK YÖNTEMİN KURALLARI- EMİLE DURKHEİM</strong></p>
<p>Durkheim, bu klasikleşmiş eserinde tıpkı doğa bilimlerinde olduğu gibi sosyoloji için de bilimsel bir yöntemi savunur. Sosyolojik bir yöntem nasıl oluşturulabilir? Açıkçası sosyolojik olguların ilk nedenleri araştırıldığında felsefenin önerdiği kavram ve nosyonlardan bağımsız bir toplumsal işleyiş sistemi ile karşılaşırız. Psikolojinin ve bireyin değeri yok sayılmamakla birlikte bir takım öznelliklerin dışında yer alan toplumsal olguları açıklamak için gözleme, incelemeye ve nedenlere dayalı bambaşka bir sisteme gereksinim vardır. Toplumsal olgular bir rastlantı değildir, kendi başına keyfî bir oluşum izlemezler, aksine incelenmeye müsait birer “<em>şey</em>” olarak önümüzde dururlar. Ve “<em>şeylerin sırrını ortaya çıkarabilecek tek şey yöntemsel deneylerdir.</em>” Durkheim bilimsel rasyonalizmi sosyolojik fenomenlere uygular ve sosyoloji yapmanın kelimenin tam anlamıyla doğanın yasalarını keşfetme seviyesinde bir bilim olduğunu söyler:</p>
<p>Durkheim’ın anladığı biçimiyle sosyoloji, özünde toplumsal olguların incelenmesi ve bu olguların sosyolojik olarak açıklanmasıdır. Toplum Bilimsel Yöntemin Kuralları adındaki eserinde inceleme metodunu beş ana başlık altında toplamıştır. Şimdi bunları inceleyelim:</p>
<ol>
<li><strong>Sosyal Olguların Gözlenmesine İlişkin Kurallar:</strong> Durkheim sosyal olguların birer nesne gibi “şeyler” olarak incelenmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Bu ise o konu hakkında daha önceden edinilmiş tüm önyargıların bir yana bırakılmasını gerektirmektedir. Yani bilimsel çalışma ile edinilmemiş tüm bilgilerden sıyrılmaktır. Durkheim bu durumun özellikle sosyolojiyi ilgilendiren konularda oldukça zor olduğunu belirtir çünkü bilgilerimize duygularımız karışmaktadır. Durkheim, dindar olan bir kişiye dini bilgileri ile edindiği bilgiler dışında bir şeyi kabul ettirmenin ne kadar zor olduğunu bu duruma örnek olarak vermektedir çünkü o insanın duyguları olgunun nesnel gözle görülmesine engel olmaktadır. Bilgiye nesnel yoldan ulaşmak için yapılacak ilk şey Durkheim’a göre inceleyeceğimiz olgunun bir tanımını yapmak olacaktır. Bu tanımı yaparken de deneyden önce zihinde var olan fikirleri değil olguları göz önüne almalıyız. Ancak bu aşamada olguları belirleyen tüm nitelikleri bilebilmemiz mümkün değildir ancak olgunun tüm özelliklerine ait bilgiye incelemelerden sonra ulaşmak mümkün olmaktadır. Bundan dolayı başlangıçta olguların dış ve yüzeysel niteliklerine göre bir tanımı yapılmalıdır, sonra da aynı özellikleri taşıyan tüm olgular bu tanımın içine dahil edilmelidir. Böylelikle araştırılan konunun ne olduğu ana hatları ile anlaşılmış olacaktır. Durkheim buna şöyle bir örnek vermiştir; öyle davranışlar vardır ki ne zaman yapılsalar bir ceza tepkisiyle karşılaşırlar. Bu eylemlerin sadece dış niteliklerine bakarak şöyle bir tanım yapmak Durkheim’a göre mümkündür; ceza tepkisiyle karşılaşılan her davranış suçtur (yukarıda anlatılan açıklamalar doğrultusunda bu tanımı sadece olgunun yüzeysel özelliklerine göre tanım yapılması anlamında ele almak gerekir). Şimdi bu tanım bize görüldüğü üzere suç hakkında tüm nitelikleri vermemektedir. Sadece inceleme sonundaki açıklamalarımıza bir dayanak noktası oluşturmaktadır. Böylelikle bilimsel inceleme sonunda yapılacak açıklamalar zincirinin ilk aşaması elde edilmektedir.</li>
<li><strong>Sosyal Olguların Normal ve Patolojik Ayrımına İlişkin Kurallar:</strong> Sosyal olgular ya o toplumdaki bireylerin hepsinde değilse de çoğunluğunda bulunuyordur ya da bir kısmında bir gruba özgü olarak görülüyordur. Durkheim genel olma özelliğindekilere “normal” istisnai durumda olanları “patolojik” olarak ayırmaktadır. Bir olgu belli bir toplum için normal ya da patolojik olabilmektedir. Bütün toplumlara uygulanabilecek normal patolojik ayrımı yoktur. Durkheim’a göre bir olgu oluşumun belirli dönemlerinde belirli tipteki bir toplumda genel olarak görülüyorsa normaldir. Demek ki suç normal bir olgudur, daha doğrusu belirli bir suç oranı normal bir olgudur. Böylece normallik genellikle tanımlanmaktadır. Ama toplumlar çeşitli olduğundan genelliği soyut ve evrensel bir biçimde tanımlamak olanaksızdır. Belirli bir toplumun oluşumunun belirli bir döneminde sık olarak görülen olgu normal kabul edilecektir.</li>
<li><strong>Toplumsal Tiplerin Kurulmasına İlişkin Kurallar:</strong> Durkheim’a göre toplumlar bileşik olma özelliğindedirler. Her toplum kendinden önceki toplumların birleşmesi sonucunda meydana gelmiştir. Toplumların iyi bir sınıflamasının yapılması için sınıflama yapmada temel görevi görecek olan yalınç (katışıksız) olanı bulmak gerekmektedir. Yalınç toplum daha yalıncın kapsamında olmayan, tek parça halinde görülen, daha önceden hiçbir parçalanmanın izini taşımayan toplum tipidir. Durkheim bunu horde olarak adlandırır. Durkheim hordeyi tek hücreli hayvanın hayvanlar aleminde ne ise hordenin de toplumsal dünyada o olduğu şeklinde açıklamaktadır. Hordelerin özlerini değiştirmeden bir araya gelmeleri ile “çok parçalı yalınç toplum” tipi ortaya çıkmaktadır. Durkheim buna klanları örnek olarak vermektedir. Klanlar tarihsel olarak bilinen en basit toplumdur. Bu çok parçalı yalınç tiplerin bir araya gelmesinden ise “yalınç olarak birleşmiş çok parçalı toplum” ortaya çıkmaktadır. Bunların birleşmesinden ise iki katlı olarak birleşmiş çok parçalı toplum tipleri ortaya çıkmaktadır. Görüldüğü gibi Durkheim’ın sınıflaması toplumların karmaşıklık derecesine göre farklılaştığı ilkesi üzerine kurulmaktadır. Karmaşıklık derecesinin ölçütü ise ekonomik gelişme evreleri olacaktır, böylelikle tarihsel dönemlere başvurmadan toplumun doğası belirlenebilecektir.</li>
<li><strong>Sosyal Olguların Açıklanmasına İlişkin Kurallar:</strong> Durkheim sosyal bir olguyu açıklamanın onun etkili nedenini araştırmak, onu zorunlu olarak yaratan önceki olguyu ortaya çıkarmak olduğunu ileri sürmektedir. Bir olgunun nedeni bir kez belirlenince bu olgunun yerine getirdiği işlev ve yararlılık araştırılabilmektedir. Toplumsal olguların nedenleri toplumsal ortamda aranmalıdır. Sosyolojinin açıklamak istediği olguların nedeni incelenen toplumun yapıdır. Olguların toplumsal ortamla açıklanması bir olgunun nedeninin geçmişte yani toplumun önceki durumunda aranması gerektiğini savunan tarihsel açıklamanın karşıtıdır. Hatta eğer toplumsal ortam tarihin belli bir anında gözlemlenen olguları açıklamıyorsa bu nedensellik ilişkisinin kurulmasının olanaksız olduğunu Durkheim söylemektedir. Bir bakıma toplumsal ortamın etkili nedenselliği Durkheim’a göre bilimsel sosyolojinin varoluş koşulu olmaktadır. Bilimsel sosyoloji olguların dışarıdan incelenmesi, olgu kategorilerini ayırmayı sağlayan kavramların titizlikle tanımlanması, toplumların cinslere türlere göre ayrılması son olarak da belirli bir toplumun içinde özel bir olgunun toplumsal ortamla açıklanması olmaktadır.</li>
<li><strong>Sosyal Olguların İspatına İlişkin Kurallar:</strong> Sosyal olguları açıklamanın kanıtı eşanlı değişim yöntemi kullanılarak ele edilmektedir. Durkheim bir olgunun bir başkasının nedeni olduğunu göstermek için sadece tek olanak olduğunu ileri sürmektedir; aynı anda var oldukları ya da olmadıkları durumları karşılaştırmak ve bu farklı koşullardaki bileşimlerde ortaya koydukları değişimlerin birinin ötekine bağlı olduğunu gösterip göstermediğini araştırmaktır. Gözlemcinin isteğine göre yapay biçimde oluşturulduklarında yöntem gerçek anlamıyla deneylemedir. Tersine olarak olguların oluşumu bize bağlı değilse ve onlara yalnızca kendiliklerinde oluştuklarında yaklaşabiliyorsak kullanılan yöntem dolaylı deneyleme ya da karşılaştırmalı yöntem olmaktadır. İntihar örneğine baktığımızda Durkheim aynı toplum ya da birbirine yakın toplumlar içinde intihar oranını karşılaştırmıştır. Ancak eşanlı değişim yöntemi aynı olgunun örneğin aile ya da suçun aynı türden olan ya da olmayan iki toplum arasındaki karşılaştırmasını içermektedir. Amaç belirli bir olgunun örneğin aile ya da dinin bütün toplumsal türlerdeki eksiksiz gelişimini izlemektir. Durkheim bazı karmaşıklıkları olan sosyal bir olgunun sadece toplumsal türlerdeki eksiksiz gelişiminin izlenerek açıklanabileceğini ileri sürmüştür.</li>
</ol>
<p>“Özetlemek gerekirse, belirlediğimiz yöntemin nitelikleri şunlardır: Öncelikle bu yöntem her türlü felsefeden bağımsızdır. İkinci olarak bizim yöntemimiz nesneldir. Sosyal olayların birer şey olduğu ve böyle ele alınmaları gerektiği düşüncesiyle donatılmıştır. Bizim yöntemimizin üçüncü temel niteliği yalnızca sosyolojik olmasıdır. Karmaşık olmaları nedeniyle, sosyal olgular sıklıkla ya bilime uymayan şeyler ya da yalnızca psişik veya organik nitelikteki temel koşullarına indirgenerek, yani kendi özgün doğalarından arındırılarak bilime dâhil olabilen şeyler olarak görülmüştür.”</p>
<p>Özet: Zeliha Bengisu AYATA</p>
<p>Editör: Yusuf YARALIOĞLU</p>
<p>Düzenleyen Editör Yardımcısı: Meryem Sümeyye ATMACA</p><p>The post <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/sosyolojik-yontemin-kurallari-emile-durkheim/">SOSYOLOJİK YÖNTEMİN KURALLARI- EMİLE DURKHEİM</a> first appeared on <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr">Din Sosyolojisi</a>.</p>]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://dinsosyolojisi.com.tr/sosyolojik-yontemin-kurallari-emile-durkheim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Yapısalcılık ve Post-Yapısalcılık Nedir?</title>
		<link>https://dinsosyolojisi.com.tr/yapisalcilik-ve-post-yapisalcilik/</link>
				<comments>https://dinsosyolojisi.com.tr/yapisalcilik-ve-post-yapisalcilik/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 01 May 2021 09:35:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Yaralıoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyolojik Düşünce ve Din]]></category>
		<category><![CDATA[Teorisyenler]]></category>
		<category><![CDATA[Yöntem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://dinsosyolojisi.com.tr/?p=7182</guid>
				<description><![CDATA[<p>Raulet ile Foucauld arasında geçen bir dialog ile Foucauld’un bu konudaki görüşlerinin bir sunumudur. O’na gör postyapısalcılığın kökeni, Marksizm ile fenomenolojiyi birleştirmeye çalışma,yapısalcı düşüncenin belli bir yöntem olarak gelişmeye başladı. O burada yapısalcılığın fenomenooji ile yer değişiterek  marksizim ile partnerliğini gördü. Bu hareket fenomenolojiden marksizmedoğrugiden ve dil ağırlıklı bir hareketti.   Yapısalcılık ve post yapısalcılık [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/yapisalcilik-ve-post-yapisalcilik/">Yapısalcılık ve Post-Yapısalcılık Nedir?</a> first appeared on <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr">Din Sosyolojisi</a>.</p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Raulet ile Foucauld arasında geçen bir dialog ile Foucauld’un bu konudaki görüşlerinin bir sunumudur. O’na gör postyapısalcılığın kökeni,</p>
<p>Marksizm ile fenomenolojiyi birleştirmeye çalışma,yapısalcı düşüncenin belli bir yöntem olarak gelişmeye başladı. O burada yapısalcılığın fenomenooji ile yer değişiterek  marksizim ile partnerliğini gördü. Bu hareket fenomenolojiden marksizmedoğrugiden ve dil ağırlıklı bir hareketti.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Yapısalcılık ve post yapısalcılık söylem olarak isimlerinden de anlaşılabileceği gibi dikkatleri yapı üzerine yoğunlaştırmışlardır. Bu alanlarla ilgili çalışma yapanlar ilgilerini sosyal bilimler çerçevesinde toplamışlar, doğa bilimleri ile ilgili çalışmalara yönelmemişlerdir. Çalışmalar bilgi sosyolojisi bağlamında alışılmış özne-nesne ilişkisi çerçevesinde gelişmemiştir.</p>
<p>Yapısalcılığın ortaya çıkışından bahsetmek gerekirse; kaynaklarda Ferdinand de Saussure’nin dilbilim alanında yaptığı çalışmalar ilk çalışmalar olarak kabul edilmektedir. Daha sonraları Levi-Strauss, Saussure’in dilbilim çalışmalarını antropoloji disiplinine uyarlamış ve elde ettiği verileri çeşitli toplulukların çözümlenmesinde kullanmıştır.</p>
<p>Hem yapısalcılıkta hem de post yapısalcılıkta artsüremliliğin eleştirisi yapılmakta ve yapısalcılar ve post yapısalcılar bu artsüremlilik kavramının kendi içerisinde bir bağlar zinciri olduğuna katılmamaktadırlar. Kaynaklarda yapısalcılıkta “gösterilen” ön plana çıkarılırken, post yapısalcılıkta “gösteren” kavramına daha fazla önem atfedildiğine değinilmektedir. Bunlar çalışmada detaylı olarak incelenecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> YAPISALCILIK</strong></p>
<p>Yapısalcılık kavramı açıklanırken önce yapı ve o yapıyı meydana getiren olguları incelemenin daha doğru olacağı görüşü hakimdir. Bu noktadan hareketle kaynaklarda yapısalcılık gerçeği birer birer olguları açıklayarak değil, bu olgular arasındaki bağlantıyı açıklama yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yöntemden hareketle yapısalcılık tek tek olguları açıklamaya çalışmaz ve bu olguların tek tek anlamı olduğu konusuna eğilmez, bunun yerine yapının içindeki olguların birbirleriyle olan bağlantıları yoluyla anlam kazandıklarını savunur. Kaynaklarda yapısalcılıktan bahsedilirken bunun bir felsefi akım ya da öğreti değil bir yöntem olduğu konusu üzerinde durulmaktadır.</p>
<p>Yapısalcılık bir yöntemdir, bir öğreti değildir ancak öğretisel sonuçları çok olmuştur. Bir yöntem olduğundan uygulanabilirliği sınırlıdır ve efektif kullanılabilmesinden dolayı başka yöntemlerde içerisine dahil edilmiştir.Yapısalcılıkla ilgili kolaylıkla göze çarptığını belirttiği özellikleri şu şekilde sıralamıştır:</p>
<p>1- ele alınan nesnenin “kendi başına ve kendisi için” incelenmesi;</p>
<p>2- nesnenin kendi öğeleri arasında bir bağıntılardan oluşan bir “dizge” olarak ele alınması;</p>
<p>3- söz konusu dizge içinde her zaman işlevi göz önünde bulundurma ve her olguyu bağlı olduğu dizgeye dayandırma zorunluluğunun sonucu olarak, nesnenin artsüremlilik içinde değil, eşsüremlilik içinde ele alınması;</p>
<p>4-bunun sonucu olarak, köken, gelişim, etkileşim vb. gibi artsüremsel sorunlara ancak nesnenin elden geldiğince eksiksiz bir çözümlemesi yapıldıktan sonra ve bunların da eşsüremsel olgular gibi dizgesel olarak ele alınmalarını sağlayacak yöntemler geliştirildiği ölçüde yer verilmesi;</p>
<p>5- nesnenin “kendi başına ve kendisi için” incelenmesinin sonucu olarak, “doğaötesel” değil, “özdekçi” bir yaklaşım biçiminde tanımlanması;</p>
<p>6- bu yaklaşımın felsefesel, siyasal ya da sanatsal bir öğreti değil, tutarlı bir çözümleme yöntemi oluşturmaya yönelmesi, dolayısıyla erimcilikle hiçbir ilgisi bulunmaması.</p>
<p>Yapısalcılık yöntemini bir çerçeveye oturtmaya çalışırsak eğer: Yapısal metin analizi olduğunu söyleyebiliriz. Yapısalcılar incelenen yapıyı tekil öğelere ayırmamak gerektiğini, yapının sadece en küçük birimlerini ele almamak gerektiğini söylerler. Onun yerini yapıyı bütün bir sistem olarak, öğelerin örgütlenmiş bir biçimde bütün olarak ele alınması gerektiğini söylerler.</p>
<p>Yapısalcılık özelliklerini sıralamamız gerekirse:</p>
<ul>
<li>Kesin bir bilme modeli öngörür,</li>
<li>Özellikle dilde yüzeydeki zenginliğin altında bütünlüklü bir yapı gösterilmeye çalışılır,</li>
<li>Kültürü insan pratiğinden soyutlar,</li>
<li>Kapalı metin kavramsallaştırmasına yaslanır,</li>
<li>Anlamlar üretildikleri kültüre özgüdür, ancak bunları üretme biçimleri tüm insanlar için evrenseldir.</li>
</ul>
<p>Yapısalcılığı dilbilimin dışına ilk taşıyan, budunbilimci Levi Strauss’tur. Dilbilimine uygulanan yapısalcılık yöntemini toplumsal yapıyı çözümlemek için kullanmıştır.</p>
<p>Bunların yanında rus biçimcileri Todorov ve Propp’un anlatı türünde, yapısalcılığa önemli katkılar sağladıklarından kaynaklarda bahsedilmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yapısalcığın Eleştirisi</strong></p>
<p>Yapısalcılık belirli bir süre sonra düşünürlere yeterli gelmemiş ve çeşitli eleştirilerle karşı karşıya kalmıştır. Nitekim bu durum da post-yapısalcılığın ortaya çıkmasını sağlayacaktır<strong>. </strong></p>
<p>Yapısalcılığın eleştirildiği konulardan bahsetmek gerekirse:</p>
<ul>
<li>Aktörlerin mevcut yapılar içerisinde kendi tecrübelerini dayandırdıkları subjektif anlamların yeterince dikkate alınmaması,</li>
<li>Sosyal yapıların, nasıl olup da eylemlerin nedenini teşkil ettiklerini analiz ederken, aynı şekilde bu yapıların insan eylemleri tarafından nasıl üretildiğinin dikkate almaması,</li>
<li>Yapıya ya da sisteme vurgu yapılırken, her türlü eylenmcinin görmezden gelinmesi.</li>
<li>Toplumsal çatışmalar ve iktidar nosyonuna yer verilmemesi. Yapı olarak görülen dil ve kültüre belirleyicilik atfederek, idealist bir konuma düştükleri söylenmektedir.</li>
<li>Yapısalcı dilbilim kendisini sınırlandırırken, bağlamı da koda indirgemiştir. Alt birimler görmezden gelinmiş üst-dilsel yapı üzerinde durulmuştur.</li>
<li>Yapı zaman ve mekandan bağımsız olarak donmuşçasına incelenmiştir.</li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>3.POST YAPISALCILIK </strong></p>
<p>Post yapısalcılık yapısalcılığın yeniden yorumlanışıdır.</p>
<p>Bu görüşe göre tarih ve kültür, yapıları koşulandırıdığı için, yapılar yanlış yorumlanmalara ve önyargılara maruz kalabilir. Bilginin nasıl üretildiği temel sorunsalıdır. Tarihseldir. Kültürel kaynakların zaman içinde nasıl değiştiğine odaklanarak, aynı kavramlardan şimdi ne anlama geldiğini bulmaya çalışır. Benliğin de söylemlerle inşa edildiğini savunur. Anlam, gösteren(anlayan) tarafından inşa edilir.post yapısalcılar hiyerarşi içindebaskın olanın temel niteliği kavramını reddederler. Foucauld’un çalışmaları, felsefe, psikoloji, sosyoloji ve tarih gibi  disipler arrası bir düzlemde yapıslcılık ve post yapısalcılıkla organik bağları olan karmaşık bir oluşum gösterir. En temel duruşu ise özneyi merkeze oturtan teorilere aldığı tavırdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>FOUCAULD’UN TEMEL DÜŞÜNCE VE KAVRAMLARI</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>BENLİK:</p>
<p>Foucauld’a göre benlik, söylem ve toplumsal konumları tanımlayan pratikler ve iktidar ilişkileri alanında oluşur. İktidar tarafından belirlenen benlik, çok parçalı ve çok kısımlıdır dolayısıyla birey, bilinçli kendini kontrol edebilen, içbütünlüğe sahip rasyonel bir varlık değildir. O’nun analizinde ‘dil’ en önemli unsurdur. Ona göre dil asla tarafsız ve masum bir araç değildir. Söyleler iktidar ilişkilerinin ifadeleridir ve bu ilişkilerle bağlantılı pratikleri ve konumları yansıtırlar. Söylemler belli kurallara uyan pratiklerdir.   Soykütük isetekniği ampirik verilere dayanarak yapılan düzenlerin yapılarının analizidir. Arşiv ise belli bir tarihin veya kültürün, geçmişinde bıraktığı bütün maddi ip uçlarının koleksiyonunu ifade eder. O’na göre iktidar ilişkiden başka bir şey değildir.iktidar üreticidir. İktidar en küçük seviyede sosyal ilişkilerde de vardır. iktidar biçimlerini üç gruba ayırır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynaklara baktığımızda Post-yapısalcılık önündeki post ekinden de anlaşılabileceği gibi yapısalcılık kavramına bir sonradan anlamı getirmektedir fakat bununla birlikte yapısalcılığa eleştirel bir yaklaşım olarak da karşımıza çıkmaktadır. Yapısalcı düşüncenin ilerlemesiyle birlikte oluşan mantıksal sonuçların sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Yapısalcılık gibi bu akımda Fransa’da ortaya çıkmıştır. Nasıl yapısalcılık dil çalışmaları ile ortaya çıktıysa post-yapısalcılıkta dil çalışmalarıyla ortaya çıkmıştır. Post-yapısalcılığı bir akım olarak isimlendirmek daha doğru olacaktır çünkü post-yapısalcılığı belirli bir anlama ya da disipline indirgemenin yanlış olacağı çeşitli kaynaklarda vurgulanmaktadır. Derrida, Nietzche ve Heiddeger’in başlattığı özgün ve eleştirel bir akımdır. Post yapısalcılıkta belirli bir yöntemden bahsetmek oldukça zordur fakat Faucoult’un üzerinde durduğu ‘yapıbozum’ kavramının yapısal inceleme bakımından öne çıktığını görebiliriz. Post-yapısalcılar anlamın ve bilginin sabitlenmesine karşı çıkarlar.</p>
<p>Kaynaklarda yapısalcılık ve post-yapısalcılık akımlarının genel olarak kavram anlamlarının İşviçreli dilbilimci Saussure tarafından çizildiği belirtilmektedir. Bilindiği gibi Saussure’e göre dil, dil dışı gerçeklikle bağlantısı keyfi ve uzlaşımsal olan formel bir sistemdir ve bu sistem içindeki terimler anlamını sistem içinde bulundukları yerden aynı zamanda olanaklı başka konumlar bulunabilirken bu konumlarda bulunmamasından alır. Bazı kaynaklarda bu durumdan terimin biricikliği olarak da söz edilmektedir.</p>
<p>Post-yapısalcı yaklaşım sadece bir yaklaşım olmaktan öte dilbiliminden yazım kuramına, toplumbilimden insan bilimine, ruhbiliminden göstergebilime kadar birçok disiplini bir araya getiren bir düşünme biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Zaten kaynaklarda da post yapısalcı yaklaşımın temel çıkış noktalarından biri başta felsefe olmak üzere disiplinler arası sınırların kaldırılıp, bu disiplinlerin ötesinde bir söylem yaratımı oluşturmaktır.</p>
<p>Çeşitli kaynaklarda post-yapısalcılık ile ilgili değişik yaklaşımlar göze çarpmaktadır fakat isminden anlaşılabileceği gibi yapı itibariyle içinde yapısalcılığa yönelik önemli eleştiriler taşımaktadır. Post-yapısalcı düşüncenin en önemli tartışma alanları modern düşünceye olan itirazı ve insan aklı hakkında şüpheleri olduğunu ifade etmesidir. Nitekim Frankfurt okulu da aydınlanmacı mirasa şüpheyle yaklaşmaktadır. Yalnız Frankfurt okulunun akla yönelik eleştirisi insan aklının çalışma durumu itibariyle şüphe duyulabilitesi olmasından ziyade, aklın çarpıtılması ve yozlaşması üzerinedir. Aydınlanma eleştirisi Frankfurt okulundan sonra post-yapısalcı düşünce tarafından devam ettirilmiştir. Fakat Frankfurt okulu akıl ile ilgili şüpheleri olduğunu belirtmiş post-yapısalcı düşünce ise akıl ile ilgili birçok şeyi reddetmesi sebebiyle konuya radikal bir yaklaşım getirmiştir.</p>
<p>Post-yapısalcılık, genel itibariyle disiplinler arasılığı reddetmekte disiplinler ötesi bir kavram olarak kendisini konumlandırmaktadır. Post-yapısalcılık, yapısalcılığın aksine dilin tam olarak ele alınamayacağından bahsetmektedir. Bu post-yapısalcılığın temel vurgusudur.: Dil toplumsal hedeflerin hizmetine koşulabilse de, asla bu hedeflerle özdeşleştirilemez ve asla salt ideolojik bir şey olarak nitelendirilemez. Dil toplumsal olarak kontrol edilen bir olgu olarak karşımıza çıkmakta, gündelik davranışların ve düzenin bir aracı olarak kullanılabilse de; kendini ele geçirmeye çalışan düzenlemelerden kaçınır ve onları yıkma eğilimine girer. Fakat bu toplumsal düzenlemelerin dil karşısında etkilerini zamanla kaybedeceklerine yönelik bir tablo ortaya koyulmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Post-yapısalcılık kavramının temel tezlerinden bahsetmemiz gerekirse</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol>
<li>Tarih ve kültürün yapıları koşullandırdığından “yapıla­rın”, yanlış yorumlara ve önyargılara maruz kaldığını ileri sürer,</li>
<li>Dolayısıyla bir nesneyi anlamak için hem nesnenin ken­disini hem de bu nesneyi üreten bilgi sistemleri bir arada incelenmelidir. Bu bağlamda Post-yapısalcılık, bilginin na­sıl üretildiğini temel araştırma sorunsalı olarak kabul eder,</li>
<li>Post-yapısalcılık, yapısalcılığın aksine arkeolojiktir; kül­türel kavramların zaman içinde nasıl değiştiğine odakla­narak aynı kavramlardan şimdi ne anlaşıldığını bulmaya çalışır. Örneğin Foucault’un Deliliğin Tarihi adlı eseri, delilikle ilgili kültürel tutumların bir tarihidir,</li>
<li>Post-yapısalcılar “benliğin” ayrı, tekil ve tutarlı bir varlık olduğu görüşüne katılmazlar. Aksine birey, birbiriyle çatı­şan bilgi hükümleri (toplumsal cinsiyet, ırk, sınıf, kariyer vb gibi) arasındaki gerilimlere sahiptir. Dolayısıyla bireyin benlik algısı onun nesnelerin anlamlarını yorumlamasın­da kritik bir rol oynar. Her ne kadar farklı düşünürlerin benlik hakkındaki görüşleri farklılaşsa da post-yapısalcılarda benliğin söylemlerle inşa edildiği görüşünü sıklıkla pay­laşılır,</li>
<li>Bir metin yazarının amacı, okuyucu için ikincildir. Post-yapısalcılar bir metnin tek bir amacının, anlamının ve tekil bir varoluşa sahip olduğu fikrini reddederler. Her birey; herhangi bir metinle ilgili olarak yeni ve bireysel amaç, anlam ve varoluş yaratabilir. Anlam, yani gösterilen, birey tarafından; yani gösteren tarafından inşa edilir. Böylelikle, gösterilen gösterenin önceliğine göre konuşur. “Yapısalcı­lık, doğruluğu metnin ‘arkasında’ ya da ‘içinde’ görürken post-yapısalcılık okuyucu ile metnin karşılıklı etkileşimini üretkenlik olarak görmektedir. Dolayısıyla post-yapısalcılıkta bir kültür nesnesinin ne anlama geldiğini anlamada, onun belli değişkenlerle (örneğin kimlik bağlamında) olan ilişkisinin analizi büyük önem arz eder.</li>
<li>Post-yapısalcı metin analizlerinde okuyucu, yazarın yeri­ni alır. Bu yer değiştirme yazanı merkezden alma olarak değerlendirilir; böylelikle yazara sabitlenmeden diğer an­lam kaynakları da araştırılır (farklı okuyucular, kültürel normlar ya da diğer metinler bağlamında). Bu alternatif kaynakların birbirleriyle tutarlılık göstermeleri de gerek­mez.</li>
<li>Post-yapısalcılar, hiyerarşi içinde “baskın olanın temel ni­teliği” kavramını reddederler. Daha ziyade amaçları, bu ilişkileri analiz ederken baskın olan ile itaat eden arasın­daki bağımlılığı açığa çıkarmaktır. Bu ilişkileri anlamanın tek yolu, tekil anlamlar illüzyonunu üreten bilgi sistemle­rini ve kabullerini “yerinden çıkarmak”tır.</li>
</ol>
<p>Post-yapısalcılığın özellikleri:</p>
<p>&#8211; Farklı özne konumları vurgulanır. Bu nedenle post-yapısalcılık tarihsicidir.</p>
<ul>
<li>Dilde yüzeydeki zenginliğin altında bütünlüklü bir yapı olduğu kabul edilmez ya da bunun dışına çıkma olanakları ortaya konulmaya çalışılır.</li>
<li>Bütün belirleyicilik şekillerinin reddidir.</li>
<li>Doğrunun görecelileştirilmesine çalışılır. Çünkü özne tutarsızdır.</li>
<li>Evrensel bir doğrunun aranmasına girişmezler.</li>
<li>Sabit dil yapıları ve kapalı metin yerine açık metin, öznenin metinle karşılaştığı an, çoklu anlam pratikleri, çelişkileri parçalılık, şüphecilik, metinlerarasılık öngörülür.</li>
<li>Post-yapısalcılık kapalı bir sistem kurmayı mantıksal olarak olanaksız görür. Buradan hareketle söylemsel özdeşliklerin alt üst edilme mantığına yöneltir ilgisini.</li>
<li>Post-yapısalcılığın, yapılsalcılığın bütünüyle karşısında mı olduğu yoksa onun doğal bir uzantısı mı olduğu tartışmalı bir konudur. Bu nedenle bazı araştırmacılar “yeni yapısalcılık” terimini kullanmayı yeğlerler.</li>
<li>Yapısalcılığın aksine hiçbir dizgenin özerk ya da kendine yeter olamayacağını savunurlar.</li>
<li></li>
</ul>
<p>Faucoult’u post-yapısalcılık başlığının altına almamıza rağmen kesin bir sınırla nerede durduğunu tarif etmek pek mümkün görünmemektedir. Foucoult fenomolojik bir yaklaşımdan hoşlanmaz çünkü fenomoloji aşkın öznenin bilgiye ulaşabileceğini kabul etmektedir ki Faucoult buna pek sıcak bakmaz. Çünkü aşkın öznenin bilgisine duyulan güven bir lidere, bir merkeze, bir otoriteye işaret edebilmekte ve özneye tek başına anlam yükleyebilmektedir. Öznenin tek başına değer kazanması ne yapısalcıların ne de post-yapısalcıların kabul ettiği bir şey değildir.</p>
<p>Faucoult’a göre her çağın kendine özgü bir ‘episteme’i vardır ve bundan hareketle bilgi doğru ya da yanlış olmak zorunda değildir. Bilgi ancak ‘episteme’in sınırları içerisinde belirir.Faucoult’a göre bilgi, iktidar ilişkilerinde olduğu gibi güce dayalı bir ilişki biçimiyle ortaya çıkmaktadır. Kaynaklara baktığımızda Faucoult’un uzun uzadıya iktidar ve bilgi ilişkisi üzerinde durduğu görülmektedir. Faucoult iktidar biçimlerinin bilginin oluşmasında şekil verici bir aksiyonu olduğunu vurgulamış ve iktidarın bilgiyi belirlediğini öne sürmüştür. Bunun yanında Faucoult bilginin akılda bağımsız ve güvenilir bir yeri olmadığını da ekler.</p>
<p>Faucoult eserlerinde bir tarihçi gibi düşüncenin zaman içindeki ‘artzamanlı’ gelişimini yazarken yani düşünce tarihinden bahsederken buna karşın yapısalcı çalışmaların düşünce dizgelerine yaklaşırken ‘eşzamanlı’ zaman dilimlerinin dışında bir zaman ortaya koyamaması yapısalcı gibi görülme yanılgısına düşülmesine neden olabilmektedir fakat konuyla ilgili bilgimiz arttıkça neden post-yapısalcılık başlıklarının altında isminin bulunduğu açıklamalarda göze çarpmaktadır.</p>
<p>Kaynaklarda Faucoult’un post-yapısalcı felsefeye yaptığı en büyük katkının iktidarın soy kütüğünün çıkarılmasına yönelik yaptığı çalışmalardır. Faucoult çalışmasında bir ‘episteme’ den bir başkasına geçişin nedensel etmenlerinden bahsetmiş ve bu durumun iktidarla ilişkisini ortaya koymuştur. Faucoult’un anlattığı biçimiyle iktidarın yapısalcılığın genel çerçevesinin dışına çıkan gözlemleri şu şekildedir:</p>
<ol>
<li>İktidar üretkendir; belli bir dizgenin getirdiği sınırlamalara bağlı olarak yalnızca baskın ya da dışlayıcı bir gücü dışa vuruyor değildir; yeni bilgi bölgeleri ile yaşam pratiği alanları da yaratmaktadır;</li>
<li>İktidar, tek bir denetim merkezi içine yerleştirilebilir bir şey değildir; toplumsal dizgenin bütününe sayısız yerel güç alanlarıyla yayılmış durumda bulunmaktadır. Söz konusu alanlar birbirleriyle etkileşim içindedirler ama hiçbir durumda kendi içinde bütünlüklü, dolayısıyla da birleşik bir iktidar rejimi oluşturmazlar;</li>
<li>İktidar, bilgi dizgelerinden ayrılamayacak denli onlarla iç içe geçmiş olsa da, bu tür dizgeler içindeki gösterilenler arasındaki oyundan çok daha fazla bir şeydir; bir bedenin bir başkası üzerindeki belirleyici eylemidir. Faucoult’un bilgi ile iktidar arasındaki ilişkiye yönelik çalışmaları, pek çok konuda sunduğu düşünsel olanaklar bir yana, özellikle modern toplum denetim yöntemleri üzerine düşünmek için son derece üretken yollar sunmaktadır.Yapısalcılara göre, ‘dil’i anlam ve açıklamadan ayırırken Faucoult, dilin ne olduğu sorusuna, anlam, öz ya da biçim olarak karşılık vermez. Bir söylemin varlık şartlarına yoğunlaşan Faucoult’a göre söylem, iktidarın aracı ve sonucu olabileceği gibi, aynı zamanda karşıt bir strateji için engel veya çıkış da oluşturabilecek karmaşık ve istikrarsız bir bütündür de.</li>
<li style="text-align: right;">Zeliha Bengü Ayata</li>
<li style="text-align: right;">Aybü İİF</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/yapisalcilik-ve-post-yapisalcilik/">Yapısalcılık ve Post-Yapısalcılık Nedir?</a> first appeared on <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr">Din Sosyolojisi</a>.</p>]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://dinsosyolojisi.com.tr/yapisalcilik-ve-post-yapisalcilik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Bilimsel Araştırma Yöntem-Teknikleri</title>
		<link>https://dinsosyolojisi.com.tr/bilimsel-arastirma-yontem-teknikleri/</link>
				<comments>https://dinsosyolojisi.com.tr/bilimsel-arastirma-yontem-teknikleri/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 29 Mar 2020 18:25:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Emin Sarıkaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Yöntem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://dinsosyolojisi.com.tr/?p=6585</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bilim, deneysel araştırmaya ilişkin dizgesel yöntemlerin, veri çözümlemelerinin, kuramsal düşünmenin ve savların mantıksal değerlendirmesinin, belirli bir konu hakkında bir bilgi bütünü geliştirmek için kullanılmasıdır. “Bilim, doğru düşünme ve sistematik bilgi edinme sürecidir” (Türkdoğan, 1989: 13) Yöntem, bilimsel bilgi elde etme sürecinde, araştırmacılara araştırmanın nasıl yapılması gerektiğini sistematik olarak sunan bir yol haritasıdır.</p>
<p>The post <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/bilimsel-arastirma-yontem-teknikleri/">Bilimsel Araştırma Yöntem-Teknikleri</a> first appeared on <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr">Din Sosyolojisi</a>.</p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bilim, deneysel araştırmaya ilişkin dizgesel yöntemlerin, veri çözümlemelerinin, kuramsal düşünmenin ve savların mantıksal değerlendirmesinin, belirli bir konu hakkında bir bilgi bütünü geliştirmek için kullanılmasıdır. “Bilim, doğru düşünme ve sistematik bilgi edinme sürecidir” (Türkdoğan, 1989: 13)<br />
Yöntem, bilimsel bilgi elde etme sürecinde, araştırmacılara araştırmanın nasıl yapılması gerektiğini sistematik olarak sunan bir yol haritasıdır.</p>
<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fdinsosyolojisi.com.tr%2Fwp-content%2Fuploads%2F2020%2F03%2F1-AYBU-I%CC%87I%CC%87F-Din-Sos-Bilimsel-Aras%CC%A7t%C4%B1rma-Yo%CC%88ntem-Teknikleri.pdf&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img src="https://dinsosyolojisi.com.tr/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="Loader">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img src="https://dinsosyolojisi.com.tr/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD Logo" width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img src="https://dinsosyolojisi.com.tr/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="Reload" width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/1-AYBU-İİF-Din-Sos-Bilimsel-Araştırma-Yöntem-Teknikleri.pdf" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img src="https://dinsosyolojisi.com.tr/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="Open" width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div><p class="embed_download"><a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/1-AYBU-İİF-Din-Sos-Bilimsel-Araştırma-Yöntem-Teknikleri.pdf" download >Download [2.01 MB] </a></p></div><p>The post <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/bilimsel-arastirma-yontem-teknikleri/">Bilimsel Araştırma Yöntem-Teknikleri</a> first appeared on <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr">Din Sosyolojisi</a>.</p>]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://dinsosyolojisi.com.tr/bilimsel-arastirma-yontem-teknikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Din Sosyolojisinin Metodolojisi</title>
		<link>https://dinsosyolojisi.com.tr/din-sosyolojisinin-metodolojisi/</link>
				<comments>https://dinsosyolojisi.com.tr/din-sosyolojisinin-metodolojisi/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 29 Mar 2020 18:01:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Emin Sarıkaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Giriş]]></category>
		<category><![CDATA[Yöntem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://dinsosyolojisi.com.tr/?p=6553</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dersin Konusu: Din Sosyolojisinin Metodolojisi PROF.DR.EMİNE ÖZTÜRK-KAFKAS ÜNİVERSİTESİ/İLAHİYAT FAKÜLTESİ KAYNAK:PROF.DR.ZEKİ ARSLANTÜRK-DİN SOSYOLOJİSİNE GİRİŞ</p>
<p>The post <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/din-sosyolojisinin-metodolojisi/">Din Sosyolojisinin Metodolojisi</a> first appeared on <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr">Din Sosyolojisi</a>.</p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Dersin Konusu: Din Sosyolojisinin Metodolojisi<br />
PROF.DR.EMİNE ÖZTÜRK-KAFKAS ÜNİVERSİTESİ/İLAHİYAT FAKÜLTESİ<br />
KAYNAK:PROF.DR.ZEKİ ARSLANTÜRK-DİN SOSYOLOJİSİNE GİRİŞ</p>
<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fdinsosyolojisi.com.tr%2Fwp-content%2Fuploads%2F2020%2F03%2F4-DI%CC%87N-SOSYOLOJI%CC%87SI%CC%87-DERS-NOTU-SLAYT-4.-HAFTA-1.pdf&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img src="https://dinsosyolojisi.com.tr/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="Loader">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img src="https://dinsosyolojisi.com.tr/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD Logo" width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img src="https://dinsosyolojisi.com.tr/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="Reload" width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/4-DİN-SOSYOLOJİSİ-DERS-NOTU-SLAYT-4.-HAFTA-1.pdf" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img src="https://dinsosyolojisi.com.tr/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="Open" width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div><p class="embed_download"><a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/4-DİN-SOSYOLOJİSİ-DERS-NOTU-SLAYT-4.-HAFTA-1.pdf" download >Download [3.24 MB] </a></p></div><p>The post <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr/din-sosyolojisinin-metodolojisi/">Din Sosyolojisinin Metodolojisi</a> first appeared on <a href="https://dinsosyolojisi.com.tr">Din Sosyolojisi</a>.</p>]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://dinsosyolojisi.com.tr/din-sosyolojisinin-metodolojisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
	</channel>
</rss>
